05 Eylül 2010 Pazar

Neler Olmuş

Aralık 06 2008

SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 7.Sİ 26 NİSAN PAZAR GÜNÜ MALATYA'DA YAPILDI

MEVCUT ANAYASA DARBE RUHU TAŞIYOR

 

Taraf Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, "Ergenekon'da 13 ve 14. dalgaları bekliyorum. Bu dalgalarda medya ve siyasi ağırlıklı gözaltıların olacağını tahmin ediyorum." dedi. Sivil toplum örgütü 'Genç Siviller' üyesi Pınar Akyasan ise, "Mevcut anayasa darbe ruhu taşıyor." dedi.

 

Malatya'da Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği ile Genç Siviller, "Sivil ve Özgürlükçü Anayasa" konulu panel düzenlendi. Malatya Valiliği İl Özel İdare salonunda yapılan panelin başkanlığını Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği Onursal Başkanı Eray Erenler yaptı. Panele konuşmacı olarak Bilgi Üniversitesinden Doç. Dr. Ferhat Kentel, Taraf Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Genç Siviller adına ise Ahmet Turan Han ve Pınar Akyasan katıldı.

 

Pınar Akyasan, halkın kendisinin yapacağı bir sivil anayasanın darbe sürecini içinden atacağını ifade etti. Akyasan, "Mevcut anayasa darbe ruhu taşıyor. Bizlerin bu anayasadan kurtulmamız lazım daha demokratik daha sivil bir sivil anayasaya ihtiyacımız var." dedi.

 

Ergenkon soruşturması ile ortaya çıkan belge ve silahlara rağmen hala savunucuları olduğuna dikkat çeken Akyasan, "Gecen sene 'Ordu göreve' pankartları ile meydanlara dökülenlerin çoğu şimdi Ergenekon olayıyla ilişkileri çıkıyor. Süreci sulandıramaya çalışanlar var özellik sanat ve siyaset dünyasında yapılan bu tür açıklamalara anlam veremiyorum." ifadelerini kullandı.

 

12 Eylül Anayasası'nın hala geçerliğini sürdürdüğünü söyleyen Akyasan, "Bu anayasa referandumda yüzde 91.3 ile kabul edildi. Ama demokratik bir referandum olmayıp silahların gölgesinde yapılan bir referandum özelliğini taşıyor. O kadar ki 50 kişinin hayır oyu verdiği için gözaltına alındığı bir referandumdur. Zaten bu anayasa da şimdiye kadar 27 defa değiştirildi." şeklinde konuştu.

 

KARMAŞIK BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ

 

Doç. Dr. Kentel ise, "Karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Bu durumun içinden her şey çıkabilir. Modern kelimesiyle birlikte her şey bize normal gibi gelmeye başladı. Bu bağlamda Kapitalizm de normaldir, işçilerin adına bir tek adamın konuşması da normaldir. İlerici, gerici ayrımları yapmak normaldir. 'Biz' ve 'ötekilerin' olduğu bir dünyada iyiler genellikle 'biz' iyi olan taraftayızdır. Ötekilerin düşünceleri önemli değildir.

 

Bu böyle olunca da sorunlar karşımıza çıkıyor. Örneğin Latin harflerine geçmek bir anda toplumun hafızasının silinmesi demektir. Yani toplum biranda yabancı bir dil öğrenmek zorunda kaldı. Bu bizim hesaplayamayacağız izler bıraktı. Bir başka örnek verirsek, bir ara camiler yeniden dizayn edilme kararı verildi.

 

Camilere ayakkabı ile girilecek, camilerde sandalyeye oturularak ibadet edilecek ve ibadet Türkçe yapılacak diye bir anlayış getirilmek istendi. Bu örneklerde de bariz bir şekilde görüldüğü gibi topluma zorla dayatılan her şeye sorunlar baş gösteriyor. Kibirli, homojenlik yaratmaya çalışanlar, homojenlik olmayınca en azından takkeye yapmaya zorlanlar, toplumuzda tutmadı. Buna görüntüde ulaşabilirsiniz ama ruhlarında yani özlerinde istediğiniz amaca ulaşamazsınız." şeklide konuştu.

 

SIĞ DÜŞÜNCEYİ KIRMAK GEREKİYOR

 

2001 yılında yaşanan Medine Bircan olayını anımsatan Kütahyalı ise, "Medine Bircan başörtülü bir vatandaşımızdır. Acil Servis'e kaldırılmak zorunda kalmıştır. Fakat, sağlık karnesindeki fotoğraf başörtülü olduğu için o dönemin İstanbul Üniversitesi'nin dekanı hastaneye kabul etmedi. Oradaki doktor, 'Biz, bu konuda kesinlikle taviz vermeyiz. Gidin, fotoğrafı değiştirerek gelin' dedi. Yakını da fotoğrafı değiştirmek için gidip gelinceye kadar Medine Bircan hayatını kaybetti.

 

Bu bir cinayettir. Bu normal bir ölüm değildir. Onun üzerine televizyonda bir program yapıldı. Programa İstanbul Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi'nin dekanı bağlandı. Dekan 'Bu yapılan doğrudur' dedi. Bir de 'Benim için Atatürk İnkılâpları Hipokrat Yemin'inden daha önemlidir' dedi. Bir doktor için Hipokrat Yemin'i ne olursa olsun insanı hayatta tutmaktır. Bu dünyanın her yerinde de böyledir. Hz. Adem'den bu yana bu böyledir. Bu düşman da olsa doktor için hastayı hayatta tutmak esastır. Bundan dolayı olaya zihniyet bazında bakmak gerekiyor. kişilere bakmamak gerekiyor. Biri gider başkası gelir. Bu iddia edilen Ergenekon olayında gözaltına alınanlar içinde böyledir. Ne olur, biri içeri alınıyor, yerine başkası geliyor. O zaman İstanbul Üniversitesi'nin dekanı içeri girdi; fakat yerine başka biri geldi. Bunları çok iyi irdelemek gerekiyor."

 

Ergenekon olayına da değinen Kütahyalı, "13 ve 14. dalgaları bekliyorum. Bu dalgalarda medya ve siyasi ağırlıklı gözaltıların olacağını tahmin ediyorum. Türkiye'nin şeffaflığı için önemli bir dava özellikle sivil toplum kuruluşlarından Ergenekon davası için bir izleme komitesi kurulmasını istiyoruz. Davanın daha sağlıklı devam etmesi için Yoksa süreci sulandırmaya çalışanlar var." ifadelerini kullandı.

TOPTAN'DAN 'ANAYASA VE UZLAŞMA' VURGUSU

 

Cumhurbaşkanı Gül'ün de katıldığı Cumhuriyet'in 89. ylı nedeniyle TBMM'de düzenlenen özel oturumda Meclis Başkanı Köksal Toptan, Anayasa değişikliği için muhalefete mesaj göndererek, 'bu bir ihtiyaç ve herkesin sorumluluğu' dedi.

 

TBMM Genel Kurulu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Meclisin açılışının 89. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplandı.

 

Cumhurbaşkanı Abdulluh Gül'ün de, toplantı başlamadan önce Genel Kurul Salonundaki Cumhurbaşkanlığı locasında yerini almasıyla, Toptan otumu açış konuşmasını yaptı.

 

TBMM Başkanı Köksal Toptan, ''Yüce Meclis'in, kurucu iradeden aldığı güçle bugün de aynı sorumluluk içerisinde, aynı coşku ve kararlıkla yoluna devam ettiğini'' belirterek, ''Yüksek temsil oranıyla ve bu kadar çeşitli yapısıyla Meclis'imizin çözemeyeceği sorun, aşamayacağı engel yoktur'' dedi.

 

MUHALEFETE ANAYASA VE SORUMLULUK MESAJI

 

Anayasa değişikliği konusunu ima ederek konuşmasına devam Toptan, iktidar ve muhalefetin işbirliği içinde ülke menfaati için çalışması gerektiğine vurgu yaparak, şunları söyledi:

 

"Yüce Meclisimiz, kurucu iradeden aldığı güçle bugün de aynı sorumluluk içerisinde, aynı coşku ve kararlıkla yoluna devam etmektedir.

Halk iradesinin kullanıldığı bu çatı, toplumsal beklentilere cevap veren, sorunlara çözüm üreten ve ülkemizin önünü açan en yüce kurumdur. İhtiyacımız olan temel düzenlemelerin uzlaşma ortamı içinde hep beraber hayata geçirilebilmesi için gerekli zeminlerin oluşturulması, iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin ortak sorumluluğudur.

Uzlaşma, işbirliği ve diyalog zemininde gerçekleştirilecek ortak çalışmalar, hem Meclisimize hem de siyaset kurumuna duyulan güveni artıracak ve ülkemizi daha ilerilere taşıyacaktır.

Hazırlandığı dönemin izlerini taşıyan günümüz Anayasası, ulusumuzun ulaştığı demokratik düzeye cevap verme konusunda yetersiz kaldığı yolunda çok geniş bir mutabakatın olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar çok önemli anayasa değişikliklerini ve yasa düzenlemeleri yapan Meclisimizin bundan sonra da katılımcı ve uzlaşmacı bir anlayışla önemli adımlar atacağına inanıyorum."

 

"TÜRK MİLLETİ" KAVRAMI


Atatürk'ün ''Türk Milleti'' tanımına değinen Toptan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Cumhuriyetimizi kuran ve bizlere emanet eden Büyük Önderin, (Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına 'Türk Milleti' denir) ifadesiyle dile getirdiği Türk Milleti kavramı, etnik bir ayrışmayı değil, birlikteliği vurgulamaktadır. Tarih boyunca bu topraklarda bir arada yaşayan, tüm unsurları içine alan ve buluşturan ortak bir ruhla özgürlük mücadelesi verilmiştir. Toplumumuzun tüm kesimlerinin birbirleriyle iletişimini, duygu ve düşüncelerini aktarmasını sağlayan dilimiz de sahip olduğumuz bu ortak zeminin ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Sahip olduğumuz müşterek değerlerin etnik bir anlayışla bozulmaya çalışılması, ülkemize ve tarih boyunca bir arada barış ve huzur içerisinde yaşamış akrabalık bağları kurmuş milletimize yapılacak en büyük kötülüktür. Tüm farklılıklarımızı ayrışma değil, zenginlik olarak görmeliyiz."

ANADOLU AJANSI - 24.04.2009

 

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN DÖRT ANA BAŞLIK

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonrası tatilinin ardından ilk görüşmesini TBMM Başkanı Köksal Toptan’la yaparak anayasa değişiklikleri için düğmeye bastı

 

Başbakan Erdoğan, dün Toptan’a TBMM’deki makamında sürpriz bir ziyaret gerçekleştirerek, yarım saat görüştü. Görüşmenin ardından Erdoğan, Toptan’la anayasa değişikliklerini görüştüklerini ve Meclis gündemini ele aldıklarını söyledi. AKP’de mayıs ayının gündemi anayasa değişiklikleri olarak belirlendi. Başbakan, bu görüşmesiyle anayasa değişikliklerinin Meclis’ten uzlaşmayla çıkarılması için Toptan’ın inisiyatif almasını istedi. AKP’de CHP’nin içinde olmadığı bir uzlaşmayla anayasa değişikliklerinin gerçekleşme şansı bulunmadığı değerlendirmesi yapılıyor. AKP’de anayasa değişikliğinde izlenecek tutum, “CHP’nin olmadığı MHP ya da DTP’yle yapılacak bir anayasa değişikliği yeniden Anayasa Mahkemesi’ne gidecek anlamına geliyor. Anayasa Mahkemesi’ne gittiğinde de 10 ve 42’deki sorunun yaşanması riski var. Artık anayasa değişikliğinin Meclis’ten tam uzlaşmayla ve Anayasa Mahkemesi’ne gidilmeden çıkarılması gerekiyor” şeklinde ifade ediliyor. Bu görüş çerçevesinde Erdoğan’ın bugünkü görüşmesinin ardından CHP’nin alacağı tutum çok önem kazandı.


Toptan’ın ilk olarak uzlaşma sağlanması için partilerden destek istemesi bekleniyor. Bunun için Toptan, partilerden temsilcilerin katılacağı bir uzlaşma komisyonu kurulması için girişim başlatacak. Toptan’ın bu kez sonuç almak için bir liderler turu yapabileceği de belirtiliyor. Toptan, Erdoğan’la yaptıkları görüşmeyle ilgili “Anayasa değişikliğini konuştuk” derken, takvim belirlemediklerini bildirdi. Erdoğan, seçim öncesinde yapmayı tasarladıkları anayasa değişikliğinin kapsamını açıklamıştı. Buna göre AKP’nin istediği anayasa değişiklikleri dört konudan oluşuyor. AKP, Venedik Kriterleri’ni getirerek parti kapatmaların zorlaştırılması, 100 Türkiye milletvekilliği, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının sağlanması ve Ombudsmanlık oluşturulması konularını kapsamasını istiyor. Ancak AKP, CHP’nin istemesi halinde dokunulmazlığın da kapsama alınmasını olumlu bakıyor.

 

TARAF – 22.04.2009

 

YENİ ANAYASA, SİYASİ PARTİLER, SEÇİM KANUNU

 

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk “Kürtler çözümsüzlüğün tarafı değildir” dedi.

 

“Şunu herkes çok iyi bilmeli ki, bizi bu onurlu demokrasi ve barış mücadelesinden alıkoyamayacaktır. Bedeli ne olursa olsun büyük bir cesaret ve kararlılıkla demokrasi duruşumuzdan taviz verilmeyecektir. Hiç bir güç DTP'ye diz çöktürmeyecektir. Operasyonlar ve gözaltılar derhal son bulmalı, ve arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır.
Yerel seçimlerin ardından, Türkiye'nin gerçek gündemiyle yüzleşmesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Artık Türkiye'nin boşa geçirecek ne fazla zamanı ne de enerjisi vardır.”


Türk sıkça dile getirdiği, “Kürtler çözümsüzlüğün tarafı değil” sözlerini yineleyerek, “Kürtler asla ve asla çözümsüzlüğün tarafı değildir. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor. Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ekonomik kriz ve Kürt sorununda yaşanan çatışmalı sürecin devam ediyor olmasıdır. Yeni Anayasa, siyasi partiler ve seçim kanunlarındaki değişiklik başta olmak üzere askıya alınan demokratikleşme reformlarının hızla başlatılması hükümetin, parlamentonun önünde duran en acil gündemlerdir" dedi.

 

ANKARA HABER – 15.04.2009

 

SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 6.SI 9 NİSAN'DA ANKARA'DA YAPILDI

 

Sahibinden anayasa forumlarının 6.sı 9 Nisan saat 13:30'da, TBMM karşısı Tunus Cd., N:20 Hotel Midas Kavaklıdere - Ankara'da yapıldı.

Günümüzün en orijinal, en katılımcı ve en demokratik anayasası Güney Afrika’da yazılmıştır. Ayrımcı apartheid rejimi sona erdikten sonra Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Yeni Anayasa'sı 1996’da onaylanıp Şubat 1997’de yürürlüğe girdi.  Ayrımcılığın en üst düzeyde olduğu, etnik gruplar arası gerilimlerin sıkça yaşandığı, sosyal eşitsizliklerin ve kutuplaşmaların çok büyük olduğu Güney Afrika gibi bir ülkedeki anayasa sürecinin en büyük başarısı, eğitim seviyesinin düşüklüğü ve kültürel farklar yüzünden birbirinden çok uzak öncelik ve özlemleri olan bir toplumu insan haklarına son derece saygılı, çok demokratik ve bir o kadar da etkili bir metnin etrafında birleştirmesidir.

 

Güney Afrika’da bu süreci yaşayan Genç Siviller'in misafiri Bakan Geoff Doidge, “sivil bir anayasa nasıl hazırlanır?” bunu bize anlattı.

 

AKPM: TÜRKİYE REFORMLARA DEVAM ETMELİ

 

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) izleme komitesi tarafından yayınlanan bilgi notunda, Türkiye'ye reformlara devam etmesi çağrısı yapıldı.

Türkiye'nin 2004 yılında AKPM'nin izleme sürecinden çıkmasının ardından ''izleme süreci ertesi diyaloğunun'' devam ettirilmesi kararlaştırılmıştı.

Söz konusu, ''izleme sonrası diyalog süreci'' çerçevesinde Türkiye'yi ziyaret eden komite üyeleri tarafından yayınlanan bilgi notunda, Türkiye'nin modernleşmesi için kurumlarının demokratik işleyişinin ve kuvvetler ayrılığının gerekli olduğu vurgulandı.

Bilgi notunda, 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan siyasi krizlerin Türkiye'nin anayasal ve yasal çerçevedeki sorunlarını bir kez daha gösterdiği ifade edildi ve anayasal reform yapılması çağrısı yapıldı.

Söz konusu bilgi notunda, komitenin, Avrupa Konseyi'nin üye ülkelerin anayasalarını inceleyen Venedik Komisyonu'ndan, Türkiye'de dini toplulukların yasal temsilcilerini tanımasının Avrupa standartlarına uyup uymadığı konusunda inceleme yapmasını istediği bildirildi.

Bilgi notunda, yine bu çerçevede, Fener Rum Patriğinin ''ekümenik' sıfatını kullanılıp kullanamayacağı konusunda da komisyonun görüşünün sorulduğu bildirildi.

 

ANADOLU AJANSI – 08.04.2009

 

SEÇİM BİTTİ, SIRA REFORMDA

 

Türkiye'deki siyasi çalkantılar sebebiyle reformların yavaşlamasına iki yıldır ses çıkarmayan Avrupa Birliği, 'Seçimler bitti, acilen reform sürecine başlayın' çağrısı yaptı.

 

Avrupa Birliği Genişleme Komiseri Olli Rehn'in öncelikli olarak nitelendirdiği reformlar şunlar:

Siyasi Partiler Kanunu'nun Venedik Komisyonu'nun prensipleri çerçevesinde düzenlenmesi, kadın hakları, ifade hürriyeti, 301'in uygulanması, basın hürriyeti, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması.

Avrupa Parlamentosu Liberal Grup Türkiye gölge raportörü Alexander Graf Lambsdorff: Bir süredir Türkiye'de reform şevki azaldığı için endişelerimizi dile getiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde kabul ettiğimiz AP raporunda anayasa çalışmalarının durmuş olmasını net bir şekilde eleştirdik. Mahalli seçimlerin Türkiye için önemini anlıyoruz tabii ama şu an seçimler geride kaldığına göre Türkiye'den reform sürecine hızlı bir dönüş beklentisi içerisindeyiz.

Güneydoğu'da DTP'nin güçlenmiş olması Kürt meselesini acil konulardan biri haline getiriyor. İfade ve basın hürriyeti (Doğan Grubu'na vergi meselesi), 301. maddenin hâlâ bizi tatmin etmemiş olması önemli.

Eğer Ergenekon davasına ilişkin iddialar doğru çıkarsa bu korkunç boyutlarda bir skandal demektir. Ancak soruşturmanın sanık haklarına dikkat edilerek yapılması konusunda hassasız.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk: Mahalli seçimlere kadar bekleme aşamasındaydı AB. Artık hükümetin bir bahanesi kalmadı, beklentimiz acilen reform sürecinin hızlandırılması. Kısa vadede, ombudsman ve sendikal haklara ilişkin kanunların çıkartılması, özellikle siyasi partilere ilişkin anayasanın ilgili maddelerinin tadil edilmesi çok mühim. Kürt meselesinin çözümü AB'nin her zaman gündeminde. Nisanda Erbil'de yapılacak Kürt Konferansı'na hükümetin tepkisini takip edeceğiz. Hükümet, Güneydoğu'daki seçim sonuçlarını yanlış okumamalı, açılımlar devam etmeli. Kürtçe TV'nin bir tesadüf ya da seçim yatırımı olmadığına halk ikna edilmeli. Nisan ayında Ermenistan ile ilişkiler de Brüksel'den yakından takip edilecek. Belki önümüzdeki haftalarda sınır kısmen açılabilir. Ergenekon soruşturmasının da hukuk ilkeleri çerçevesinde sürdürülmesini takip edeceğiz. AK Parti bu seçimlerden tatmin edici bir sonuç almıştır, paniklemeye, erken seçimlere gerek yok, reformlar devam etmeli.

ZAMAN – 02.04.2009

 

DANIŞTAY’DAN TARİHİ KARAR

 

12 Eylül'de emekli edilen valiler için tarihi karar

12 Eylül döneminde Milli Güvenlik Konseyi, Emekli Sandığı Kanunu’na bir hüküm ekleyerek, Bakanlar Kurulu kararıyla valilerin re’sen emekli edilebilmesinin yolunu açtı; 33 merkez valisi resen emekli edildi. 1990 ANAP iktidarında düzenleme geri alındı.

VALİLER yargıya gitti. Ve 27 yıllık hukuk mücadelesi sonunda, dava Danıştay kararıyla farklı bir boyuta taşındı. Danıştay, 12 Eylül döneminde çıkarılan bir kanun hükmünün iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı aldı.

ANKARA- Danıştay, 12 Eylül döneminde çıkarılan bir kanun hükmünün iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı aldı. Danıştay kararı, 12 Eylül döneminde Milli Güvenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan kanunlar ve kararların dokunulmazlığını kaldıran Anayasa değişikliğinden 8 yıl sonra bu yönde atılan ilk somut adım oldu. 12 Eylül döneminde re’sen emekliye sevkedilen 33 validen biri olan eski Mülkiyeliler Birliği Başkanı Güngör Aydın’ın 27 yıldır süren hukuk mücadelesi, Danıştay’ın kararıyla yeni bir boyut kazandı. 12 Eylül yönetimine yargı yolu açmak için Anayasa değişikliğinin seçimden sonra gündeme gelmesi beklenirken, 2001 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile dokunulmazlığı kaldırılan 12 Eylül hukuku yargıya taşındı. Anayasa Mahkemesi, resen emekliliğe dayanak oluşturan yasa hükmünün iptaline karar verirse, 12 Eylül mağduru valiler için hak arama ve tazminat talep etme yolu açılacak.

27 yıllık hukuk mücadelesi

Tarihi davanın öyküsü ise şöyle:

12 Eylül döneminde TBMM’nin kapatılması üzerine yasama görevini de üstlenen Milli Güvenlik Konseyi, Emekli Sandığı Kanunu’na bir hüküm ekleyerek, Bakanlar Kurulu kararıyla valilerin re’sen emekli edilebilmesinin yolunu açtı. Ve 1982’de 33 merkez valisi resen emekli edildi.

Yıllarca tartışılan bu uygulamanın sonuçlarını telafi etmek için 1990’da ANAP iktidarı tarafından yapılan bir düzenleme ile re’sen emeklilik işlemi geri alındı ve 33 vali görevlerine iade edildi. Hükümet olağan dışı bir atama yöntemiyle şahsa bağlı kadro ihdas ederek, yargı kararı olup olmadığına bakılmaksızın re’sen emekli edilen valilerin tümünü yeniden merkez valisi yaptı.

33 validen biri olan eski Mülkiyeliler Birliği Başkanı Güngör Aydın, göreve döndükten sonra idari yargıya başvurdu. Aydın “12 Eylül Milli Güvenlik Konseyi döneminde hakkımda verilmiş bulunan, hiç bir geçerli ve haklı nedene dayalı olmayan, hukukun, temel hakların, nedenini öğrenme ve kutsal savunma hakkının gereklerine uyulmaksızın uygulamaya konulan haksız, yanlış ve hukuki dayanaktan yoksun resen emeklilik kararının kaldırılması” istemiyle Danıştay’da dava açtı. Aydın re’sen emekli olarak geçirdiği 8 yıl 22 ay 3 günlük sürenin fiili hizmetine ve emekliliğine sayılmasını, bu süre zarfında emekli maaşıyla merkez valisi maaşı arasındaki maaş ve özlük hakları farkının da yasal faiziyle birlikte tazminini istedi. Ancak Aydın’ın bu davası reddedildi.

12 Eylül yönetimince hazırlanan ve halkoylamasıyla kabul edilen Anayasa’nın geçici 15. maddesinde 12 Eylül yönetimine yargı yolu kapatılırken, aynı maddenin son fıkrası ile 12 Eylül 1980 ile sivil yönetime geçilen 6 Aralık 1983 tarihleri arasında Güvenlik Konseyi döneminde çıkarılan kanunlar, kararnameler için de Anayasa’ya aykırılık iddiasının öne sürülmesi ve yargıya taşınması önlendi. Güngör Aydın’ın açtığı davanın reddedilmesinde bu hüküm etkili oldu.

DSP-MHP-ANAP hükümeti işbaşındayken 2001’de Anayasa’da yapılan değişiklikle geçici 15. maddenin son fıkrası çıkarıldı. Böylece 12 Eylül yöneticilerinin dokunulmazlığı korunurken, 12 Eylül hukukunun yargıya taşınmasının önü açıldı.

TBMM’nin 3 Ekim 2001’de kabul ettiği Anayasa değişikliği 17 Ekim 2001’de yürürlüğe girdi. Güngör Aydın 11 Aralık 2001’de Başbakanlığa ve İçişleri Bakanlığı’na başvurarak re’sen emekliye sevk karar ve işleminin iptal edilmesini istedi. Ancak talebine herhangi bir yanıt verilmedi.

Bunun üzerine Güngör Aydın 29 Aralık 2002’de konuyu yeniden Danıştay’a götürdü. Aydın, re’sen emeklilik işlemine dayanak oluşturan Emekli Sandığı Kanunu’na 12 Eylül döneminde eklenen re’sen emeklilik hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi.

Danıştay 11. Dairesi 18 Mart 2005’te aldığı kararla davayı oybirliği ile reddetti.

Danıştay kararını 6 Temmuz 2005’de temyiz eden Güngör Aydın, Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini yineledi.

Bunun üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na gitti. Kurul 19 Nisan 2007’de 11. Daire’nin kararının bozdu. Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı bu karara itiraz etti, ancak reddetti.

Ardından 11. Daire dosyayı yeniden görüştü ve oybirliği ile “itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurma” kararı aldı.


Danıştay’dan tarihi karar

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun tarihi kararında “Anayasa değişikliği ile hukuk devleti ilkesine uygun bir yargısal denetim yapılabilmesinin yolunun açıldığı” belirtildi. 11. Daire’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararında ise “İdareye sınırsız takdir yetkisi bırakılması, yasama yetkisinin devri niteliği taşımaktadır” görüşü vurgulandı ve bunun hukuk devleti ilkesine “aykırılık” oluşturacağı belirtildi. Kararda “Hukuk devleti ilkesinin temel öğesi yasalar da dahil olmak üzere devletin tüm organlarının faaliyet ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadıklarının yargı denetimine tabi tutulmasıdır. Dolayısıyla gerek idari yargının, gerekse anayasa yargısının denetimini engelleyen bir kural, kişileri hukuk güvenliğinden yoksun kılar, hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturur. Hak arama özgürlüğünün iptal davası yoluyla tam olarak kullanılabilmesi için, dava konusu işlemin dayanağı yasa kuralının anayasaya uygunluk denetiminin de yapılabilmesi zorunludur” denildi. Kararda resen emeklilik işleminin “O dönemin koşullarının sonucu” yapıldığına da işaret edildi.

 

 

VATAN – 27.03.2009

 

ANAYASA KÜRTLERE ÇOK DAR GELİYOR

 

DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır:
»“Cumhurbaşkanı Gül, ‘Kürdistan’ diyerek yeni bir şey icat etmedi. Önemli olan bu sözü kullanması değil, Kürtlerin sorunlarına demokratik çözümler getirmesidir. 2007 seçimleri öncesinde ‘sınır ötesi operasyon’ düzenlenmesini isteyen Gül, şimdiki yerel seçimler öncesinde de ‘siyaset ötesi operasyon’ düzenlemektedir. Kürt halkı bu tip oyunlara kanmayacaktır. Kürt Konferansı bileşenleri çözüm değil, tasfiye planı oluşturacakmış gibi görünüyor. Sorun gerillaya af çıkartmakla çözülmez. Gerilla, aksesuar olarak takmadı silahları ki afla birlikte bıraksın. Çözüm Ankara’nın Anayasa’yı değiştirmesiyle, demokratik yaklaşımlarla çözülebilir.”

DurDe Girişimi Sözcüsü Cengiz Algan:
»“Elmaya, ‘elma’, armuta da ‘armut’ denir. Yunanistan ile aramızda çeşitli sorunlar var diye o ülkeye ‘Batı Marmara Yönetimi’ gibi isimler takmıyoruz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yaklaşımı paranoyak Türk resmi tezlerinin sonuna yaklaşmakta olduğumuz konusunda bir iyimserlik yaratıyor. Kürt Konferansı, Kürtlerin kendi gelecekleri hakkında hayati kararlar verecekleri bir konferans olacaktır. Ancak konferansta, Bölgede Kürt sorununda en önemli aktörlerden biri olan Kürdistan İşçi Partisi'nin ve TBMM'de milletvekilleri bulunan DTP'nin temsil edilmemesi ya da bu temsilin engellenmesi halinde sorunun çözümünde bir adım bile ileriye atılamayacaktır.”

 

BİRGÜN – 25.03.2009

 

82 ANAYASASINI DİKTE EDEN DARBECİLER YARGILANABİLİR

12 Eylül 1980 müdahalesini gerçekleştiren askerlere dava açılmasını önleyen anayasa maddesinin kaldırılması tartışılıyor. AK Parti'de, "Darbe ortamlarının yaşanmaması için madde kalkmalı" görüşü hâkim..

 

AK Parti, 29 Mart seçimlerinden sonra gündeme getireceği anayasa değişikliği kapsamında, 1980 darbesini yapan askerleri koruyan ve haklarında dava açılmasını önleyen Anayasa'nın geçici 15'inci maddesinin de kaldırılmasını tartışmaya açtı. AK Partili yönetici ve vekiller, Ergenekon kapsamında ortaya çıkan darbe planlarının bir daha yapılmasını önlemek için bu maddenin kaldırılmasını istedi. SABAH'a konuşan AK Parti Grup Başkan Vekili Nihat Ergün, "Türkiye yeni bir anayasa yapacaksa bu madde kaldırılmalı. Bu düzenleme bir gün darbe yapanlara karşı parlamento ve toplumun ciddi tepkiler koyduğunu ve bunları kabullenmediğini göstermek açısından önemlidir" dedi. "Şahsi görüşüm maddenin kaldırılmasıdır" diyen AK Parti Grup BaşkanVekili Mustafa Elitaş ise "Ergenekon gibi olayların bir daha yaşanmaması, darbe yapanların hesap vereceğinin gösterilmesi açısından bu madde kaldırılmalı. Maddenin kaldırılmasının sembolik özelliği var" görüşünü dile getirdi. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, "Kaldırılması hukuki bir sonuç doğurmaz ama demokrasi açısından iyi olur. Ama maddenin kaldırılması için uzlaşma aranmalı" dedi. AK Partili vekille görüşlerini şöyle dile getirdi:

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya: Geçici 15. madde ancak yeni baştan yapılacak anayasanın gündemi olabilir. Paçal anayasa değişikliklerinde bu maddenin yer alabileceğini düşünmüyorum.

'DEMOKRASİ İÇİN'

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün:
Ergenekon kapsamında yaşananlar ortada. Bir daha kimsenin darbe için girişimde bulunmaması lazım. Maddenin kaldırılması bence kesinlikle paket içinde yer almalı.. Bu darbe yapmayı düşünen herkese bir mesaj olacaktır. Darbe yapacakların yargılanacağını gösterecektir.

AK Parti İstanbul Milletvekili Ayşenur Bahçekapılı: Demokratik ve şeffaf bir toplum için yargının önünün açılması gerekir. Darbeyi yapanların suçları zamanaşımına uğramışsa bile çıkartılacak bir yasa ile yargılanmaları mümkün olabilir. Hukukta çaresiz birşey yok. Ben demokrasinin engellenmesini insanlık hakları, insanlık suçlarında zamanaşımı uygulanmaz.

GEÇİCİ 15:
"12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı'nı oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanun'la kurulu Milli Güvenlik Konseyi'nin, bu konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisi'nin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz. Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır."

 

SABAH – 21.03.3009

 

İŞTE YENİ ANAYASA

 

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında açıkladığı yeni anayasa paketinin ayrıntıları şekillenmeye başladı.

Anayasa Şekilleniyor!

Şamil Tayyar'ın Haberi

Star 29 Mart seçiminden sonra gündeme gelecek anayasa değişikliği paketi ön taslağına ulaştı. Parti kapatma zorlaştırılırken, ‘Türkiye milletvekilliği’ ile barajı geçemeyen partiler de vekillik kazanacak.

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarında açıkladığı yeni anayasa paketinin ayrıntıları şekillenmeye başladı. AB’ne uyum çerçevesinde hazırlanan 10-12 maddelik mini anayasa paketinde memurlara grev hakkı verilmesi, Türkiye milletvekilliğinin getirilmesi, Anayasa Mahkemesi ile HSYK üye yapısının değiştirilmesi, parti kapatmada Venedik Kriterleri’ne uyulması gibi özgürlükçü düzenlemeler yer alıyor. Henüz ön taslak şeklindeki paket, AK Parti yönetiminde değerlendirilip parti görüşü haline getirildikten sonra seçimlerin ardından muhalefet partileri ve ilgili anayasal kuruluşların temsilcileriyle görüşülerek olgunlaştırılacak. 

GREV VE TOPLU SÖZLEŞME HAKKI: Kamu işçilerine tanınan toplu sözleşme ve grev hakkı, Anayasa’nın 53 ve 54. maddelerindeki ‘işçiler’ ifadesi çıkarılarak yerine ‘çalışanlar’ konarak, memurlara da tanınması planlanıyor. 

KİŞİSEL VERİLERE KORUMA: Anayasa’nın 20. maddesi değiştirilerek kişisel verilerin korunmasını anayasal güvenceye kavuşturulması planlanıyor. Keyfi veya maksatlı kişisel verilere erişim engellenecek, kişilere ise bilgi edinme yoluyla kendilerine ait gizli bilgilere ulaşma imkanı sağlanacak. 

YURTDIŞINA ÇIKIŞTA HAKİM KARARI: Anayasanın 23. maddesindeki değişiklikle, hakim kararı olmadan yurtdışına çıkış yasağı konamayacak. 

100 TÜRKİYE MİLLETVEKİLİ: Anayasa’nın 75. maddesinde öngörülen bu değişiklik 550 milletvekilinden 100’ünün Türkiye Milletvekili olarak seçilmesine imkan sağlıyor. 450 milletvekili, ülke genelinde yüzde 10 barajını geçmek şartıyla seçim çevrelerindeki oy oranlarına göre partilere dağıtılacak. Türkiye milletvekilliği için yüzde 10 baraj şartı aranmayacak. Her parti baraj altında kalsa bile oy oranına göre Türkiye milletvekilliği çıkararak Meclis’te temsil edilecek. Bu durumda her puan bir milletvekili çıkarmaya yetecek. Bu düzenleme 22 Temmuz 2007 seçimlerinde geçerli olsaydı DP 5, Genç Parti 3, Saadet Partisi 2 milletvekili çıkaracaktı. 

İDARİ İŞLERE YARGI DENETİMİ: Anayasa’nın 125. maddesi değiştirilerek idari işlerin yargı denetimi altına alınması düşünülüyor. Cumhurbaşkanı’nın atamaları, YAŞ ve HSYK’nın atama, terfi ve nakil işlemleri için istisnai düzenleme öngörülüyor. Muhalefetle uzlaşma sağlanabilirse YAŞ’ta alınan ihraç kararlarının da yargı denetimine tabi tutulması öngörülüyor. 

OMBUDSMANLIK: Kamu denetçiliği olarak tanımlanan ombudsmanlık müessesinin kurulması için Anayasa’ya hüküm konacak. Daha önce çıkarılan kanun, anayasal alt yapısı olmadığı gerekçesiyle iptal edilmişti. 

BİREYSEL BAŞVURU HAKKI: Mevcut uygulamaya göre, yasaların anayasaya aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne sadece 110 milletvekili, ana muhalefet partisi ve mahkemeler başvurabiliyor. Yeni düzenlemeyle bireysel başvuru hakkı tanınması planlanıyor. 

YENİ ANAYASA MAHKEMESİ: Anayasa Mahkemesi üyesi sayısının 11’den 19’a çıkarılması, üyelerden 8’inin Meclis tarafından seçilmesi ve üyelik süresinin 9 yıl olması üzerinde duruluyor. Üyeler arasından seçilecek 5 kişiyle Yüce Divan’ın oluşturulması da değişiklik hazırlıkları arasında bulunuyor. 

PARTİ KAPATMA: AB Konseyi Venedik Komisyonu kararları doğrultusunda Anayasa’nın 69. maddesi değiştirilerek, parti kapatmanın ‘terör’ ve ‘şiddet’ şartına bağlanması ve kararın Anayasa Mahkemesi’nde beşte dört çoğunlukla (16 üye) alınması düşünülüyor. 

TSK’YA SAYIŞTAY DENETİMİ: TSK, siyasi partiler, BDDK, TMSF gibi düzenleyici ve denetleyici kuruluşların gelir ve giderlerinin Sayıştay tarafından yapılmasını öngören değişikliğin de Anayasa’ya eklenmesi planlanıyor.

 

STAR – 17.03.2009

 

12 MART VİCDAN MAHKEMESİ: SİVİL ANAYASA ŞART

 

12 Mart 1971 darbesi kasvetli bir günde İstanbul’da vicdanlarda yargılandı. 12 Eylül ve 28 Şubat Vicdan Mahkemeleri’ni düzenleyen Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun sanık kürsüsünde bu kez 12 Mart muhtıracıları ve Süleyman Demirel ile darbecilerle işbirliği yapan siyasiler vardı. Mahkeme’nin yargıcı ise 12 Eylül Darbesi hakkında iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Savcı Sacit Kayasu idi. Kayasu, mahkemeyi “tüm darbecilerin gerçek mahkemelerde yargılandığı bir Türkiye’yi yakında göreceğiz” sözleriyle açtı. İddianameyi Avukat Mücteba Kılıç okudu. 12 Mart Darbesi’nin verdiği hasar hakkında Bilirkişi Raporu’nu THKO davasında idamla yargılanan 18 kişiden biri olan Atilla Keskin sundu.
  
Atilla Keskin,Aydın Engin, Levent Yılmaz, Murat Belge, Ömer Laçiner ve Tuncer Sümer tanık olarak dinlendi.

 

Şenol Karakaş, Turgay Oğur, Gülsüm Önal, Semiha Kaya ve Zeynep Tanbay’dan oluşan mahkeme jüri heyeti darbecileri ve onlarla işbirliği yapan siyasileri suçlu buldu.

 

Kararı Zeynep Tanbay okudu. Darbe karşıtları 12 Mart darbecilerine sonsuza kadar itibarsızlık cezası ile Süleyman Demirel’in gerçek bir mahkemede yargılanması kararı verdi. 70 Milyon Koalisyonu üyelerinden oluşan Jüri, bir daha darbe gerçekleşmesinin, darbe ihtimallerinin engellenmesinin yolu, askerlerin siyasal alana müdahale etmesinin ve askerlerin siyasi konuşmalar yapmasının engellenmesi, askerden daha asker siyasilerin, darbe çağrısı yapan siyasilerin siyaset yapmasının engellenmesi, ancak eşitlik, özgürlük ve demokrasiyi son sınırlarına kadar geliştirmeyi amaçlayan bir anayasanın hazırlanmasıyla mümkün olacağını belirtti.

 

12.03.2009

 

ANAYASANIZI DEĞİŞTİRİN

Avrupa Konseyi: Türkiye'de Parti Kapatmak Kolay, Anayasanızı Değiştirin

Konseyin Venedik Komisyonu, Türkiye'de partilerle ilgili anayasa maddeleri ve yasanın parti kapatmak için dava açmayı da kolaylaştırdığına, bunların örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğuna karar verdi. Çözüm önerisi, anayasa reformuna devam etmek.

 

TOPTAN: UZLAŞMA KOMİSYONU KURULMASINDA YARAR GÖRÜYORUM

 

TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasa Değişikliği Konusunda Çeşitli Önerilerin Olduğuna İşaret Ederek, Bu Önerilerin Hepsini Toplayabilecek Uzlaşma Komisyonunun Kurulmasında Yarar Gördüğünü Bildirdi.

 

Anayasa değişikliği ve Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye raporuna ilişkin bir soru üzerine Toptan, AP raporunda, özellikle siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili eleştirilere dikkati çekti. Türkiye'de siyasi partileri halkın kurduğunu ve halkın kapatacağını dile getiren Toptan, ''Bunun istisnası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, Venedik Komisyonu kriterleridir. Siyasi partiler özgürce kurulabilmeli ve çalışabilmelidir'' diye konuştu.

 

Toptan, geçen yıl eylül ayında, siyasi parti genel başkanlarına, bir mektup gönderdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''Bu mektupta, 4 ana konuda uzlaşma komisyonu kurulup çalışmasını önermiştim. Bunlar; anayasa, içtüzük, AB uyum yasaları ve siyasi partiler, seçim, siyasi etik ve siyasette finansman kanunları olarak özetlenebilecek kanunlardır. İçtüzükle ilgili komisyon kuruldu, güzel bir çalışma oldu, mutabakatta kalındı. İçtüzük değişikliği teklifi bana ve siyasi parti genel başkanlarına sunuldu. Seçimden sonra bunları tartışmaya açacağız.

 

Bana göre anayasa ve diğer kanunlarla ilgili uzlaşma komisyonu kurulabilir. Anayasanın değiştirilmesi gereken maddeleri üzerinde çalışma yapılabilir. Şu anda elimde içtüzük değişikliğine paralel olarak anayasada yapılması gereken değişiklikler konusunda doküman var. Bunun dışında Yargıtayın, anayasa değişikliklikleriyle ilgili talepleri var. Anayasa Mahkemesinin ve en önemlisi, sivil toplum örgütlerinin ciddi şekilde değişiklik önerileri var. Bunların hepsini toplayabilecek, uzlaşma komisyonun kurulmasında yarar görüyorum. Seçimden sonra bu konuda da uzlaşma komisyonunu kurulması için çaba sarf edeceğim.''

 

Anadolu Ajansı – 13.03.2009

 

 

SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 5.Sİ ZONGULDAK'TA YAPILDI

 

Sahibinden Anayasa Forumlarının 5.si 28 Şubat 2009 Cumartesi günü saat 18:00’da Zonguldak - Genel Maden İşçileri Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı. Gazeteci-yazar Emre Aköz ile Genç Siviller’den Av.Mücteba Kılıç, Pınar Akpınar ve Said Albayrak'ın konuşmacı olarak katıldığı forum öncesi yerin 425 metre altındaki maden ocağı gezildi.

 

TBMM BAŞKANLIĞINDAN "KÜRTÇE" AÇIKLAMASI:AÇIKCA ANAYASA İHLALİ

TBMM Başkanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez 3. maddesine göre, devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu belirterek, "TBMM anayasal bir kurum olup,Milletvekilleri her türlü yasama ve denetim faaliyetlerinde devletin resmi dili olan Türkçeyi kullanmak zorundadırlar. Türkçe dışında başka bir dil kullanılması Anayasanın açıkça ihlali anlamına gelir" değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanlığından, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün grup toplantısında Kürtçe konuşmasıyla ilgili olarak yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal bir kurum olup, milletvekilleri her türlü yasama ve denetim faaliyetlerinde devletin resmi dili olan Türkçeyi kullanmak zorundadırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki yasama faaliyetleri sadece Genel Kurul çalışmalarından ibaret olmayıp, Başkanlık Divanı, Danışma Kurulu, komisyonlar ve siyasi parti grup toplantılarını da kapsar. Buralarda Türkçe dışında başka bir dil kullanılması Anayasanın açıkça ihlali anlamına gelir.

Öte yandan, Siyasi Partiler Kanununun 81. maddesine göre siyasi partiler; 'Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçeden başka dil kullanamazlar; Türkçeden başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar, bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar.'

Aynı Kanunun 3. maddesine göre 'Siyasi partiler Anayasa ve kanunlara uygun olarak ... faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.'

Anayasa ve Siyasi Partiler Kanununun ilgili hükümlerinden açıkça anlaşılacağı üzere bir siyasi parti grubunun grup toplantısında Türkçe dışında bir dil kullanması hukuken mümkün değildir."

-MECLİS TV-

Bu durumda hukuken kullanılması mümkün olmayan bir dille yapılan bir toplantının, TBMM TV'de yayınlanmasının da yasal olmayacağının açık olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle devam edildi:

"TBMM TV Yönetmeliğinin 6. maddesine göre de TBMM TV Genel Kurul çalışmalarını naklen; siyasi parti grup toplantılarını ise Yayın Danışma Kurulunun kararına göre naklen veya banttan yayınlar. Yayınların önceden denetimi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından yapılır. O nedenle DTP grubunda Türkçe dışında bir dilde konuşma yapılmaya başlandığı anda Anayasa ve kanunlara aykırı bir eyleme müsaade etmemek amacıyla yayın kesilmiştir.

Sayın milletvekillerimizden ve siyasi parti gruplarından yasama ve denetim faaliyetlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak devletin resmi dilinde yapmaları hususunda gerekli duyarlılığı göstermeleri beklenmektedir."

ANADOLU AJANSI – 24.02.2009

 

 

SİVİL ANAYASA’DA GENİŞ UZLAŞI İÇİN 2 PLAN HAZIR

Hükümet yeni anayasa için seçimlerin ardından gaza basacak. ‘Sivil anayasa’ için Meclis Başkanı Toptan’ın aktif rol alacağı 100 milletvekili ve 50 STK temsilcisinden oluşan yeni bir kurul oluşturulması planlanıyor.

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasanın seçim sonrası gündeme geleceğine ilişkin sözlerin ardından birçok koldan yeni anayasa çalışmalarına ağırlık verildi. Yeni anayasa taslağının Nisan’da Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın liderlerle yapacağı görüşmelere göre, anayasa değişikliği önerilerinin bütün veya bölümler halinde Meclis gündemine getirilmesi planlanıyor. Ancak, hangi yöntemle çıkarılırsa çıkarılsın yeni Anayasa mutlaka referanduma götürülecek.

TÜMDEN DEĞİŞİKLİK ZOR

BAŞBAKAN
, yerel seçim gezileri kapsamında Sivas’a yapacağı ziyaret öncesi yerel seçim sonrası gündemin ilk maddesinin yeni sivil anayasa olduğunu açıkladı. Yeni anayasa için iki plan yapılıyor. Birincisi anlaşma sağlanması halinde daha önce Prof. Ergün Özbudun’un başkanlığındaki Bilim Kurulu üyeleri tarafından son şekli verilen yeni Anayasa’nın raftan indirilmesi olacak. Ancak bu konuda CHP’nin uzlaşmaz tavrı sürüyor.

TOPTAN’A AKTİF ROL

İKİNCİ
plan ise, şu anda partilerin çalışmasıyla taslak metni hazırlanan anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesini içeren bir paketin Meclis’e getirilmesi olacak. Bu konuda Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın aktif rol oynaması bekleniyor. Toptan daha önce, yeni anayasanın 100’ü seçilmiş milletvekili, 50’si de sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşacak 150 kişilik bir kurul tarafından hazırlanabileceğine yönelik bir hazırlık yaptırdı. CHP’nin bu desteği vermemesi halinde yeni Anayasa MHP, DTP ve DSP’nin desteğiyle parlamentoya getirilecek.

Bir tek CHP karşı çıkıyor

Hükümetle değişiklik yapmayız

HÜKÜMETİN
anayasa değişikliği önerisine Meclis’te gurubu bulunan MHP ve DTP destek vereceğini açıklarken tek aykırı ses yine CHP’den geldi. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, ‘Laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesince tescil edilen, bir iktidarla Anayasa değişikliği için uzlaşı ortamında bulunmak, CHP’nin gündeminde yer almamaktadır’ dedi.

30 madde değiştirsek iş tamam

MECLİS
Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, 1982 Anayasası’nın yaklaşık 70 maddesinin değiştiğine işaret ederek 30-40 maddenin daha değişmesi halinde 1982 Anayasası’nın artık sivil bir Anayasa konumuna geleceğini belirtti. Kuzu, ‘Sadece tarihi 1982 kalmış olur’ dedi. Kuzu, CHP olmadan değişiklik yapılabileceğini ancak bunun iyi olmayacağını düşündüğünü söyledi.

MHP’den tam destek

MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik, yerel seçimlerden sonra Anayasa değişikliği için Meclis’te bir uzlaşma komisyonu kurulması halinde bu komisyona katılacaklarını açıkladı. MHP, daha önce oluşturulmasına karar verilen ancak CHP’nin üye vermemesi nedeniyle hayata geçemeyen Uzlaşma Komisyonu için Mersin milletvekili Behiç Çelik’in ismini bildirmişti.

 

STAR – 17.02.2009

 

 

CUMHURBAŞKANI: YENİ ANAYASA İÇİN GENİŞ BİR KONSENSÜS VAR

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''yeni bir anayasanın yazılması veya mevcut anayasadaki bazı maddelerin değişimiyle ilgili görüşlerini zaten kamuoyuyla paylaştığını'' belirterek, ''Aslında bu konuda çok geniş bir konsensüs olduğunu biliyorum. Ama iç politika konuları karışınca zorlaştığı kanaatindeyim. Ümit ederim ki, çok uygun bir ortamda, uygun bir şekilde bunlar gerçekleşir'' dedi.

 

Gül, Rusya Federasyonu'na gerçekleştirdiği devlet ziyaretinin ardından Esenboğa Havalimanı'nda basın açıklaması yaptı.

 

Cumhurbaşkanı Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu yönündeki sözleri hatırlatılarak, ''Bu süreçle ilgili ne gibi uyarılarınız olacak?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

 

''Ben her zaman bir anayasa değişikliğinin, yeni bir anayasanın yazılması veya mevcut anayasadaki bazı maddelerin değişimiyle ilgili görüşlerimi paylaşıyorum zaten kamuoyuyla. Aslında bu konuda çok geniş bir konsensüs olduğunu biliyorum ama iç politika konuları karışınca zorlaştığı kanaatindeyim. Ümit ederim ki çok uygun bir ortamda, uygun bir şekilde bunlar gerçekleşir.''

 

ANADOLU AJANSI – 15.02.2009

 

 

 

 

SİVİL ANAYASA ÇALIŞMALARI SEÇİMLERDEN SONRA BAŞLIYOR

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sivil Anayasa için seçim sonrası yeniden çalışmalar başlayacak'' dedi.

Başbakan Erdoğan, seçim mitingi için Sivas'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda, Gençlik Meclisi Başkent Staj Programı öğrencilerini kabul etti ve çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.

Bir öğrencinin ''Bizi bu darbe Anayasası'ndan ne zaman kurtaracaksınız?'' sorusuna ''Nisan...'' yanıtını veren Başbakan Erdoğan, Anayasa değişikliği için partiler arası uzlaşmanın gereğine dikkati çekti.

CHP'nin daha önce Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na üye vermediğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şimdi tabii üye vermeyince, bu işi başka yerlere taşıyacak demektir. Nereye taşınacaktır? Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacaktır. Anayasa Mahkemesi'ne taşıdığı zaman, yeniden ülkede bir gerilim meydana gelecektir. Biz böyle bir gerilim sürecine, tekrar Türkiye'yi sokmak istemiyoruz. Onun için de en azından, asgari müşterekler nerede oluşabilir... Nisan ayından itibaren, bunun arayışı içerisinde olacağız. Bu konuda TBMM Başkanı Toptan'ı yeniden devreye sokmak istiyoruz.''

Anadolu Ajansı – 13.02.2009

 

 

YENİ ANAYASA YENİDEN GÜNDEMDE

 

TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türkiye'nin İhtiyaçlarına Cevap Verecek Bir Anayasaya İhtiyaç Duyulduğunu Belirterek, Anayasa Yapımcısı Bir Meclisin Kurulabileceğini Söyledi.

Toptan, Samanyolu televizyonunda yayınlanan Özel Gündem programına katılarak, gündeme ilişkin soruları cevaplandırdı.

Toptan, parti kapatma davalarına ilişkin soruya ''Demokratik bir ülkede siyasi partileri, halk kurar ve halk kapatır. Halk oyunu o siyasi partinin arkasına koymazsa o parti ayakta kalamaz, tabelasını indirmek zorunda kalır. Türkiye bunun çok örneklerini görmüştür. İktidara getirdiği partileri aşağıya indirmiştir. O nedenle doğal sürece işi bırakmak gerekir'' karşılığını verdi.

Yeni bir anayasa yapılması veya anayasa değişikliği konusunda kendisinin bir çalışması bulunmadığını belirten Toptan, yerel seçimlerden sonra anayasa değişikliği konusunda uzlaşma komisyonu kurulması girişiminde bulunacağını bildirdi.

Toptan, ''Bana göre Türkiye bir anayasa yapımcısı bir meclis kurmalı, bu Meclisin dışında. 1-2 yıl süre verilerek, modern bir anayasa hazırlanmalı ve referanduma sunulmalı. Herkesin 'benim' diyebileceği bir anayasaya kavuşulmalı'' diye konuştu.

Anayasa yapımcısı meclisin 50'si ilgili sivil toplum, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile 100'ü seçilmiş milletvekillerinden olmak üzere 150 kişiden oluşabileceğini kaydeden Toptan sözlerini şöyle sürdürdü:

''Onlar yepyeni bir anayasa yaparlar. Bunu, anayasa değişikliğinden daha kolay görüyorum. 1982 Anayasasının maddelerinin hepsi bile değişse 1982 Anayasası olmasında takılıp kalırız. Yeni anayasa, 2010 veya 2012 Anayasası olur.''

Anadolu Ajansı – 07.01.2009

YENİ ANAYASA 29 MART'TAN SONRA GELİYOR

AKP yönetimi iki dönemdir gerçekleştiremediği AB reformları ve anayasa değişikliği için Nisan ayında yeniden düğmeye basacak. AB müktesebatı çerçevesinde hazırlanan ve Meclis gündeminde bekleyen Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Devlet Sırları, Ticaret Sırları, Kişisel veriler ve Devlet Arşivi kanun tasarıları Nisan ayının ikinci haftası Genel Kurul gündemine alınacak. AKP'nin uzun süredir gündemde tuttuğu anayasa değişikliği paketinin ise TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın yeniden "Anayasa Değişikliği Uzlaşı Komisyonu" için devreye girmesiyle hız kazanacak.

 

ANKA – 09.02.2009

 

 

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN: LAİKLİĞE ANAYASADAKİ ŞEKLİYLE SAHİP ÇIKMALIYIZ

Partisi AKP, ‘laiklik karşıtı odak olmak’tan ceza alan Erdoğan, ilk kez ‘laiklik ilkesine Anayasa’daki şekliyle sahip çıkalım’ çağrısı yaptı


Anayasa Mahkemesi’ne açılan davada partisi AKP’nin ‘laiklik karşıtı odak’ olduğuna hükmedilen Başbakan Tayyip Erdoğan, ilk kez ‘Anayasa’daki biçimiyle laiklik’ anlayışına sahip çıkmak gerektiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa‘nın 2. maddesinde yer alan ‘değiştirilemez ilkeler’ sıralayan Erdoğan, “Cumhuriyetimize de demokrasimize de laiklik anlayışına da sosyal devlete de hukuk devleti anlayışına da Anayasa’da ifadesini bulduğu şekliyle, ruhuyla sahip çıkmalıyız” diye konuştu.
Anayasa’da yer alan laiklik tanımı daha önce muhafazakâr kesimde birçok kez tartışmaya açılmıştı. AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç da TBMM Başkanlığı yaptığı dönemde ‘laiklik ilkesinin tanımlanmaya muhtaç olduğunu’ söylemişti. Yargıtay Başsavcılığı tarafından açılan davada ‘AKP’nin laiklik karşıtı odak haline geldiğine’ hükmedilince Erdoğan’ın rafa kaldırdığı yeni Anayasa taslağı tartışılırken de ‘laiklik’ ilkesi gündeme gelmişti.
Dün, Antalya Adliyesi yeni hizmet binasının açılışını yapan Erdoğan’ın gündeminde ‘Anayasal laiklik ilkesi vardı. “Amacımız, cumhuriyetimizi 2023 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belirlediği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarmak, daha ileri noktalara taşımak” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: “İnsanların huzur ve mutluluğunu yalnızca alım gücünü yükselterek sağlamak mümkün değildir. Bir ülkede demokratik değerler yükselmemişse, bir ülkenin adalet terazisindeki denge sağlanmamışsa, orada ekonomik siyasi ve sosyal yaralarının tümüyle sarılmasına imkân yoktur. Adaleti, insan haklarını, özgürlükleri hiçe sayan ülkeler toplumsal çöküşün eşiğine geldi.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlandığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, “Bunun herhangi bir tanesini bir tarafa koyamazsınız. Bir tanesi eksik olursa Türkiye Cumhuriyeti devleti noksan olur. İşte o mükemmel devlet anlayışla, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olmanın özellikleriyle ülkemizi inşa etmenin gayreti içindeyiz. Devletin mutlak temel niteliğini asla birbirinden ayırmayacağız. Dört temel nitelik birbirini tamamlayan özelliklere sahip. Bunlardan birini ötekine feda edemeyiz, öncelik sıralamasına gidemeyiz” şeklinde konuştu.
Bu nedenden dolayı Cumhuriyetin temel değerlerini her türlü sosyal ve siyasi tartışmanın üzerinde tutmak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Cumhuriyetimize de demokrasimize de laiklik anlayışına da sosyal devlete de hukuk devleti anlayışına da Anayasa’da ifadesini bulduğu şekliyle, ruhuyla sahip çıkmalıyız” diye konuştu. (dha)

RADİKAL – 05.01.2009

 

 

BAYKAL: KAYGILARIM VAR

 

Ana Muhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Deniz Baykal, yeni anayasa girişimleri konusunda da kaygılı olduğunu belirterek, bunun bir gerginliğe, kaosa sürükleme dayatması olduğunu belirtti.

"Anayasanın yeniden yazılmasına yönelik iç ve dış çeşitli çevrelerden talepler var. Bunlar gerçekleşecek olursa, Türkiye sıkıntılarla karşılaşır" diyen CHP lideri, özellikle laiklik konusundaki kaygılarının altını çizdi.

Baykal, yapılacak değişiklikle Anayasa'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemez 3 maddesinin değiştirilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.

 

 

 

CNNTURK 02.01.2009

 

 

BU YIL ANAYASA DEĞİŞMELİ

 

Abdullah Gül, atv'de 31.12.2008 akşamı yayınlanan özel söyleşisinde 2009 için şu mesajları verdi:

KATILIMCI ŞEKİLDE ELE ALINMALI

Türkiye'nin 2009'da kapsamlı bir anayasa değişikliğini gerçekleştirebilmesini arzu ederim. Bütün anayasa taslaklarında o kadar çok ortak konu var ki. Anayasanın daha katılımcı şekilde ele alınmasını tavsiye ederim.

SABAH - 01.01.2009

BU YIL ANAYASA DEĞİŞMELİ

Arzu ederim ki Türkiye 2009'da, daha kapsamlı, herkesin içine girebileceği bir anayasa değişikliği çalışmasını gerçekleştirebilir. Burada en önemli konu usuldür, metottur. Ben aslında anayasanın nasıl olacağıyla ilgili herkesin kafasında iyi kötü aynı şeylerin olduğunu anlıyorum. Çünkü iktidar olsun, muhalefet olsun, hazırladıkları taslaklara baktığımda, nelerin değişmesi gerektiğini görüyorum. Bütün anayasa taslaklarını şöyle masanın üstüne koyduğumuzda o kadar çok ortak konu var ki! En önemli, en temel meselelerde ortak anlayış var aslında. Onun için konunun, güzel bir usulle, daha sakin ve katılımcı bir şekilde, polemik konusu yapılmadan, günlük siyasi meselelere karıştırılmadan dikkatli ele alınmasını tavsiye ederim.

AKTİF HABER - 02.01.2009

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ KARIŞTI

 

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Danıştay’ın nüfusu 2 binin altına düştüğü gerekçesiyle kapatılmasına karar verilen beldelere seçime girme imkânı tanıyan kararına karşı yaptığı açıklama, Anayasa Mahkemesi’ni böldü

Danıştay’ı anayasayı ihlal etmekle suçlayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, Yüksek Mahkeme’nin aldığı kararın ne anlama geldiğini anlatmak için açıklama yaptığını savundu. Kılıç, ‘Bu yalnız başına yaptığım bir açıklama değil. Kararı alan çoğunluktaki 6 arkadaşın onayıyla yapıldı’ dedi. Kılıç’ın açıklaması üzerine beldelerle ilgili karara muhalif kalan üyeler Başkanvekili Osman Paksüt’ün odasında toplandı. Muhalifler, ‘Kılıç’ın açıklaması mahkemenin görüşü değil’ diyerek tepki gösterdi

BAŞKAN KILIÇ: MAHKEME KARARIN ANLAMINI AÇIKLADI
Yaptığı açıklama ile Danıştay’ı Anayasa ihlali ile suçlayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, dün bir basın toplantısı düzenleyerek kendini savundu. “Bu, yalnız başıma yaptığım bir açıklama değil. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum” diyen Kılıç, şunları kaydetti:
“Önceden dava açan beldeler dışındaki beldelerin kapatılacağına ilişkin karar, 5’e karşı 6 oyla alındı. Açıklama, çoğunlukta olan 6 arkadaşın arzusu ve onayı doğrultusunda yapıldı. Bir mahkeme başkanı ve üyeleri, verdiği kararın arkasında durmak, ne demek istediğini anlatmak durumundadır. Karar eğer dışarıda mahkememizin iradesi dışında bir noktaya götürülmüşse, bunu kamuoyuna açıklamak da bizim görevimizdir. Bundan sonraki iş tamamen YSK’nın inisiyatifi ve iradesi içindedir. Biz, Anayasa Mahkemesi’nin ne demek istediğini bildirmek istedik.”

‘Zaten muhaliftiler’
Kılıç, açıklamanın “yüksek yargıda çatlak” yorumlarına neden olduğunun anımsatılması üzerine, “Kurumlar arasında böyle bir öfke, kin, kavga, çatlak asla olmaz. Her kurum görev alanıyla ilgili ne yaptığını, ne demek istediğini bilmek ve söylemek durumundadır. Açıklama bu çerçevede yapılmıştır. Bunun dışında bir anlam, bir tavır yüklemeyin. Öyle bir şey asla söz konusu değil. Sayın Başkanvekili zaten beldelerle ilgili karar verilirken muhalefetteydi. O görüşünü de karşı oy yazısında belirtti. Osman Bey’in konudan haberdar olmaması normaldir” diye konuştu.

‘Tamamen tesadüf’
Kılıç, YSK’nın kararını salı günü açıklamasına rağmen, açıklamanın Erdoğan’ın Danıştay’ı eleştiren sözlerinden hemen sonra yapılması konusunda ise, “Biz YSK’nın kararını Resmi Gazete’den dün (önceki gün) öğrendik. Yaptığımız değerlendirmeler sonunda bu açıklamanın ancak akşam vakitlerinde olması tamamen bir tesadüftür” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin tüm asil üyeleri, dün dava dosyalarını görüşmek için toplandı. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Başkan Kılıç’ın toplantıdan sonra yaptığı “kayıkçı kavgası yapılmasını gerektiren bir durum değil” açıklamasının anımsatılması üzerine, “Dönüştürülmesin o zaman. Ben bu ifadeyi üzerime hiç alınmıyorum” dedi.

MİLLİYET 25.12.2008

 

 

SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 3.SÜ BURSA'DA YAPILDI

Sahibinden Anayasa Forumlarının 3. sü 19 Aralık 2008 Cuma günü saat 14:00'te Bursa Barış Manço Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Araştırmacı-Yazar Gülay Göktürk, Anayasa Hukuku Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Şentop ve Genç Siviller'den Turgay Oğur foruma konuşmacı olarak katıldı.

Genç Sivillerden Turgay Oğur’un sahibinden anayasa forumunu niçin yaptıklarını anlattığı sunumla forum başladı. 

Gülay Göktürk; 27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar, kışlasına çekileceklerinde kendilerini güvence altına almak için 1961 Anayasasını yapmışlardır dedi ve bunu merkeziyetçi bir zihniyet meselesi olarak değerlendirdi. Sivil bir anayasa için; 1-Hiçbir noktada resmi ideoloji dayatılmaması gerektiğini 2-Güçler ayrılığından ne anladığımızı tartışmamız gerektiğini. Kuvvetler ayrılığı (yasama-yürütme-yargı) demokrasi için mi yoksa anti demokrasi için mi vardır? dedi. 3-Merkeziyetçi devlet yapısının adem-i merkeziyetçilik ve yerel yönetimin tartışılması gerektiğinin altını çizdi. 4-Anayasanın toplumu devletten korumak için bir sigorta olması gerektiği üzerinde konsensus oluşturulmasının çok önemli olduğunu belirtti. 5-Değişikliği hangi yöntemle yapmamız gerekliliği üzerinde tartışılması lazım dedi.          

 

Doç Dr. Mustafa Şentop Anayasa maddeleri üzerinde tartışmanın bir fayda vermeyeceğinin, toplumsal sözleşmenin inşa edilmesi için yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi gerekitiğinin üzerinde durdu. Ülkemizde Anayasa Mahkemesi 61 Anayasası ile getirilen vesayet sisteminin koruyucusu olarak düşünülmüş ve bu şekilde bir işlev görmüştür. Türkiye'de anayasa değişikliği tartışmasının geçici 15.maddenin kaldırılması noktasında başlaması gerekir dedi.

 

 

REFERANDUM SONUÇLARI BELLİ OLDU

Kasım 1982 günü yapılan referandumla %91 evet ile kabul edilen 12 Eylül Anayasası’nın 26. yıldönümünde Türkiye yine sandık başındaydı. Kesin sonuçlar belli oldu.

Genç Siviller’in “Sahibinden Anayasa” kampanyası kapsamında Muğla’dan, Batman'a Bursa'dan 1982’de en çok hayır oyunun çıktığı Bingöl’e kadar Türkiye’de 42 ayrı merkezde ve yurtdışında Paris, Brüksel, Berlin, Stockholm, Londra gibi şehirlerde şehir meydanlarına, üniversitelere konulan referandum sandıklarıyla 82 Anayasası yeniden oyladı.

Yeşiller Partisi'nin ev sahipliği yaptığı kampanya merkezinden tüm seçim noktalarına canlı telefon ve MSN bağlantıları yapıldı. Tüm sandıklardan kesin sonuçlar alındı.

Sabah saatlerinden itibaren oldukça yoğun katılım olan gayri-resmi referandumunun kesin  sonuçlarına göre 82 Anayasası %99,2 HAYIR oyu ile bu kez reddedildi. Sandıklarda ve internet üzerinde kullanılan oyların toplamı 100 bini geçti.

Referandum sandığı İstanbul’da yedi ayrı ilçe merkezinde ve üniversitelerde Ankara’da Konur Sokak’ta ve Diyarbakır’da ise Sanat Sokağı’ndaydı.

Galatasaray Meydanı’ndaki referandum sandığında oy kullananlar arasında tanıdık yüzler vardı. Etyen Mahçupyan, Ömer Laçiner, Ümit Fırat, Mutlu Tönbekici ve sivil anayasa komisyonu üyesi Prof Dr. Serap Yazıcı da Galatasaray Meydanı’nda 82 Anayasası’na Göstere Göstere Hayır dedi. Beyoğlu’ndaki sandıkta hayır diyenlerden biri de 1982’deki referandumda Hayır Kampanyası yaptığı için tutuklanan gazeteci Hasan Çoşar’dı.

Ankara’daki sandıkta ise Baskın Oran, Bekir Berat Özipek, AKP Ankara milletvekili Burhan Kayatürk anayasaya hayır oyu verdi. Referanduma halkın yoğun ilgi gösterdiği Diyarbakır’da sivil toplum örgütleri temsilcileri yeni bir anayasa dileğinde bulundu.

Akşam saatlerinde biten oy verme işleminin ardından illerden gelen sonuçlar MSN ve Skype bağlantılarıyla Kampanya merkezinde izlendi. Genç Siviller referandumu Yeşil Evde düzenlenen Anayasal Parti ile kutluyor.

 www.darbedevamediyor.com adresinde sürecek sivil anayasa kampanyasında Genç Siviller’in bundan sonraki etkinliği dünyadaki anayasa tecrübelerinin masaya yatırılacağı Meclis’te bir sempozyum düzenlemek.

Referandum’un yapıldığı merkezler

1. Adapazarı - Kültür Merkezi
2. Adıyaman - Demokrasi Parkı
3. Ağrı
4. Ankara-Konur Sokak
5. Antalya
6. Artvin
7. Batman - İnsan Hakları Anıtı
8. Bingöl-Saat Kulesi
9. Bursa
10. Diyarbakır - Sanat Sokağı
11. Erzurum
12. Eskişehir
13. Gaziantep
14. İzmir - Konak
15. Kayseri
17. Konya - Zafer Meydanı
19. Manisa
20. Mersin
21. Muğla - Serbestlik Parkı
22. Nevşehir
23. Samsun - Sarıkonak
24. Şanlıurfa
25. Trabzon
26. Tunceli
27. Zonguldak
İSTANBUL
28. İstanbul - Bağcılar
29. İstanbul - Bakırköy
30. İstanbul - Beykoz
31. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Dolapdere
32. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Kuştepe
33. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Santral
34. İstanbul - Boğaziçi Üniversitesi
35. İstanbul - Eminönü
36. İstanbul - Eyüp Meydanı
37. İstanbul - Kadıköy
38. İstanbul - Sabancı Üniversitesi
39. İstanbul - Taksim
40. İstanbul - Tüyap Kitap Fuarı
41. İstanbul - Ümraniye
42. İstanbul - Üsküdar
DÜNYA
43. Berlin
44. Brüksel
45. Londra
46. Los Angeles
47. Paris
48. Stockholm
49.Washington D.C.
İNTERNET
50. www.darbedevamediyor.com

 

TÜSİAD ANAYASA İSTEDİ 

TÜSİAD, Türkiye'nin 'akıl tutulması'ndan kurtulup kapsamlı anayasa değişikliğine gitmesi gerektiği açıkladı.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK), bugün toplandı. İstanbul Sabancı Center'de gerçekleştirilen 2008 yılının ilk toplantısının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, "Şu veya bu kesimin içinde yaşadığımız durumdan daha az sorumlu olduğunu düşünmüyoruz. Aksine ülkemizdeki birçok siyasetçinin hiçbir dönemde olmadığı kadar vahim bir 'akıl tutulması' yaşadığına inanıyoruz" dedi.

KOÇ'TAN SİYASİLERE ELEŞTİRİ

Koç, birbiriyle yıllardır kıyasıya savaşan iki ülkenin idarecilerinin bile çatışmalara son verip aynı masaya oturabildiğini hatırlatarak, aynı ülkenin siyasetçilerinin birbirleriyle görüşmemelerinin ve diyalog içinde sorunlara çözüm aramamalarını eleştirdi.

Koç, yalnız siyasetçilerin değil, sivil toplumun, akademisyenlerin, yargı organlarının katıldığı kurumsal bir yapı içinde kapsamlı bir anayasa değişikliğini tartışmanın iyi bir başlangıç olacağına inandıklarını ifade etti.

YALÇINDAĞ: YARGI ELEŞTİRİLERİ KABUL EDİLEMEZ

Koç'tan sonra söz alan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da, siyasilere mesaj verdi. Son dönemdeki tartışmalara değinen Yalçındağ, "Elbette toplumda tartışmalar olabilir, bu tartışmalar çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin kararı da eleştirilebilir.

Ama Türkiye'nin en yüksek yargı organını tanımamaya varan tepkiler kabul edilebilir değildir. Asıl yapılması gereken bu karardan ders çıkarmaktır. Bu karardan çıkarılacak ders şu: Mevcut sorunlara, sistemi zedelemeden, dengeli çözüm aramak esastır" dedi. Tepkilerin ve yorumların ölçülü tutulması gerektiğini söyleyen Yalçındağ, "Öncelikle hukuka koşulsuz saygı göstermek zorundayız" dedi.

Her sıkıntılı dönemde alelacele gündeme getirilen, güncel sorunları aşmaya yönelik bir anayasa değişikliği ya da salt parlamento çoğunluğuna dayanan kısmi bir anayasa değişikliğinden söz etmediklerini vurgulayan TÜSİAD Başkanı, "Gerçek bir toplumsal mutabakat belgesinden söz ediyoruz" dedi.

ANADOLU AJANSI

 

12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGILANDI 

12 Eylül Darbecileri Yargılandı.
Genç Siviller'in de içinde olduğu Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Platformu, 12 Eylül'ün yıldönümünde darbeciler vicdan mahkemesinde yargıladı. İşte mahkemenin kararı Neslihan Türkan, Harun Tekin, Rojin Ülker, Yıldıray Oğur, Semiha Kaya, Memed Ali Alabora, Gökşen Şahin ve Jaklin Çelik'in oluşturduğu mahkeme heyeti tarafından verilen tarihi karar şöyle: 

"Tanıkları dinledik. Bilirkişi raporunu inceledik. Savcılık iddianamesini okuduk. Sanıklar Kenan Evren, Sedat Celasun, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya ve Nejat Tümer; mahkeme tarafından kendilerine gönderilen mahkeme celbine uymaytarak mahkeme heyetinin huzuruna gelmediler. Mahkeme heyeti gıyaplarında aşağıdaki kararı verdi.
Kararı dinlemek üzere herkesi ayağa kalkmaya davet ediyoruz. (Topluca ayağa kalkıldı)
Sanıklar Kenan Evren, Sedat Celasun, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya ve Nejat Tümer; 12 Eylül 1980 günü saat:03.59'da askeri müdahale yaparak Anayasayı ihlal etme suçunu işlemişlerdir. Dinlediğiniz tanıkların anlattıkları ve sunulan kabıtlarla sanık generallerin insanlığa karşı suç işledikleri açıktır. Ancak suçlular gelecek kuşaklara karşı da suç işlemişlerdir. Mahkeme heyeti, 12 Eylül 1980 darbesi sırasında veya sonrasında çocukluk veya ilk gençlik yıllarını geçirmiş bir kuşağın mensuplarıdır. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda 12 Eylül 1980 darbesi ve beş sanığın işlediği suçlar yüsünden;
28 yıldır kendi dilimizi konuşamadık,
28 yıldır özgür Üniversitelerde eğitim göremedik,
28 yıldır fikirlerimizi özgürce ifade edemedik,
28 yıldır bu ülkede demokrasi yüzü göremedik,
28 yıldır ergenekon benzeri yapılanmalar yüzünden acılar çekmeye devam ediyoruz,
28 yıldır vidanlarımız sızlıyıor...
28 yıl sonra bugün, vicdanlarımız önüne gelen bu darbeciler hakkında onlar kadar vicdansız kararlar veremiyoruz. Bugün onlara verilebilecek en büyük cezanın, demokratik bir Türkiye için çalışmak ve darbeciler tarafından yapılmış Anayasa'yı çöpe atıp yeni ve demokratik bir Anayasa yapmak olduğuna mahkeme heyeti karar vermiştir.

Mahkeme heyeti; Türkiye toplumu adına 1980 darbesini yapanların tarih önünde; dünya ve Türkiye kamuoyu nezdinde sonsuza kadar itibarsızlaştırılmalarına karar vermiştir...

 

GENÇ SİVİLLER 12 EYLÜL 2008 GÜNÜ DARBE SAATİNDE NÖBET TUTTU 

Genç Siviller, 12 Eylül darbesinin yıldönümünde darbenin ilan edildiği saat olan sabaha karşı 03.59’da darbenin ilan edildiği TRT Radyosu’nun İstanbul binası önünde 12 Eylül’ü protesto etti!

BİR DAHA ASLA

Bundan 28 yıl önce bugün, biz evlerimizde uyurken, gecenin en karanlık saatinde 03.59’da, ancak şehir eşkiyalarına yakışacak bir şekilde bu radyoyu bastılar.
Bu işi yapanlar devletin maaşlı askerleriydi ve güçlerini bizim ödediğimiz vergilerle alınmış silahlardan ve üniformalardan alıyorlardı.
Bundan 28 yıl önce tam bu saatlerde binlerce kapı çalındı, binlerce kişi sıcak yataklarından kaldırıldı, soğuk zindanlara tıkıldı, işkencecilere teslim edildi.
Bundan 28 yıl önce tam bu saatlerde Türkiye’nin üzerine bugün hala üzerimizden atmaya çalıştığımız bir karabasan çöktü.
Ama bu gecenin en karanlık saatinde burada, 28 yıl önce olmuş bitmiş bir darbeyi değil, hala süren ve sürmeye de devam edecek gibi gözüken bir darbeyi kınamak için toplandık.
Darbeyi yapanlar, darbe düzenini 82 Anayasası ile otomatik pilota bağladılar.
82 Anayasası ile 28 yıldır her gece bu darbe tekrarlanıyor.
Karabasan hala üzerimizde.
Bu yıl hepimiz için, demokrasimiz icin yine cok zor bir yıldı.
Bu yıl bu ülkede demokratlar en az  darbeciler, Ergenekoncular kadar cesur olmadıkça Türkiye’nin rahat yüzü görmeyececeğini keşfettik.
Bu yıl bir gece yarısı kalkıp darbe yapanlara karşı,  bir gece yarısı kalkıp darbe karşıtı eylem yapma fedakarlığı göstermedikçe bir demokrasimiz olamayacağını keşfettik.
Bugün bu gece yarısı burda biz bundan 28 yıl önce tam bu saatte hepimizi ansızın yakalayan karabasana karşı artık uyanık olduğumuzu göstermek  için toplandık.
Bundan sonra bir daha gece yarıları yataklarımızdan kaldırılmamak için bu gece yataklarımızdan kalkıp geldik.
Bir daha sıcak yataklarımızdan bu saatlerde kaldırılmak istemiyoruz. Bir daha kapılarımızın bu saatlerde çalınmasını istemiyoruz. Bir daha sabaha karşı 03.59 da darbe karşıtı eylem yapmak istemiyoruz.
28 yıldır yapamadınız ama ne olur bari bu yıl bitmeden doğru düzgün bir anayasa yapın. Ergenekoncuları  yargının onune cıkartın.
Ve Bir daha bizim rahatımızı bozmayın.
GENÇ SİVİLLER
İstanbul Radyosu Önü, 12 Eylül 2008, 03.59

 

SAHİBİNDEN ANAYASA BAŞLIYOOR 

Sivil Bir Anayasa için şimdi tam zamanı

Demokrasimiz son birkaç yıldır yine olmadık engellerle karşılaştı.
Biz uyurken darbe planları yapan generallerin günlükleri ortaya çıktı. Günlükleri yayımlayan dergi baskına uğradı ve kapanmak zorunda kaldı.
Devletin adamları kendi vatandaşını bombalarken suçüstü yakalandı. Televizyonlarda gözlerimizle gördüğümüz bombacılara Genelkurmay Başkanı sahip çıktı. Bu konuya iddianamesinde değindiği için bir savcının hayatı karartıldı.
Resmi ideolojinin sıkı sıkıya tarif ettiği kutsal adam tanımına uymayan bir cumhurbaşkanı seçtiği için parlamentonun önüne 367 saçmalığı çıkarıldı.
Cumhuriyet mitinglerinde açılan ‘ordu Göreve’ pankartlarına karşılık vermekte gecikmeyen komutanlar 27 Nisan gecesi internetten muhtıra yayımladı.
Atari oyununa dönen demokrasimizin tek hedefi sandığa ulaşmaktı artık. Hatırlayalım; 22 Temmuz seçimleri ‘olacak mı, olmayacak mı?’ endişeleri seçimlere bir kaç hafta kala bile hala tazeliğini koruyordu.
Tüm bu hukuk dışılıklara, üçüncü dünya ülkesi travmalarına kendi çapımızda karşılık vermeye çalışırken cümlelerimizi hep aynı temennilerle sonlandırıyorduk. Seçimler olacak. Darbe heveslileri sandıkta cezalandırılacak ve artık yeni, sivil bir anayasa yapacağız.
22 Temmuz seçimleri beklediğimiz gibi sonuçlandı, seçmenler meşru olmayan yollardan siyasete müdahale edenleri cezalandırdı. Ancak seçimler sonucunda büyük bir halk desteği alarak yeniden iktidara gelen parti sivil anayasa beklentilerimizi boşa çıkardı.
Bu zaafiyetten cesaret alan statüko güçleri bu sefer de iktidar partisine kapatma davası açtı.
Yargıtaylar, Danıştaylar; bu atmosferden cesaret alarak acemice muhtıralar yayımladılar.
Türkiye bir yıl boyunca bu davayla meşgul oldu. Demokrasiden yana, darbelere karşı yüksek bir ses çıkartan bizlerin kararlı duruşu sayesinde Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmaya cesaret edemedi.
Yoksa, Tayyip Erdoğan fotoğraflı afişlerde iddia edildiği gibi üzerlerine gelen gölgeler kendiliğinden doğan bir güneşle dağılmamıştı.
Şimdi tam zamanı;
Bir daha kimsenin darbe, postmodern darbe, e-darbe, y-darbeyi aklından bile geçirememesi için,
Partilerin devlet memurları tarafından kapatılamaması için,
İnsanların etnik kökenlerinden, inançlarından, yaşam biçimlerinden dolayı itilip kakılamaması için,
Üniversitelerde, okullarda hamaset değil bilim yapılması için,
Uğruna seve seve can verdiğimiz değil hayatımızı daha iyi hale getirmek için uğraşan bir devlet için,

Bir askeri darbe sonucunda değil, halkın iradesiyle başlayan ve geniş katılımlı hazırlık sürecinin sonunda, insan hakları ve özgürlükler konusunda ulaşılmış en yeni, en taze içeriğe sahip, her bir vatandaşın kendisini asli unsur olarak görebileceği kadar kapsayıcı bir anayasa yapmanın tam zamanı.
Kimseyi beklemeden KENDİMİZ, daha sonra değil ŞİMDİ.

Biz başlıyoruz.
Genç ve Sivil bir Anayasa için var mısınız? - 21.10.2008

 

DİĞER HABERLER

SON YORUMLAR

Video Haber