SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 8.Sİ 7 KASIMDA BİNGÖL'DE YAPILDI
12 Eylül darbesinin ardından 8 Kasım 1982 yapılan referandumda darbe anayasasına en yüksek “Hayır” oyu veren Bingöl’ün adının “Cesurbingöl” olarak değiştirilmesi kampanyası çerçevesinde Bingöl Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sivil Anayasa” panelinde 27 yıl önce darbe anayasasına “hayır” diyen Bingöllüler konuştu. Paneldeki konuşmacılardan biri de 1982’de PTT müdürü olarak görev yapan Ahmet Kaçmaz’dı. Cuntayla dayatılan anayasanın kapsayıcı olmadığı için ret oyu kullandığını söyleyen Kaçmaz “11 Eylül 1980’e kadar akşamları hava raporunu dinler gibi, ölümleri dinliyorduk. 12 Eylül düdüğü ile birlikte bu haberleri artık duymaz olduk. Bu şunu gösteriyordu: Olup bitenler darbecilerin ve cuntacıların planlarıydı. Bunu görmemek için kör, duymamak için ise sağır olmak gerekiyordu. Ama biz görüyorduk ve duyuyorduk” dedi.
Bizi suçlu gösterdiler
O günlerde yaşadıklarını anlatan Abdullah Akdeniz ise 82 Anayasası’nı kabul etmediği gerekçesiyle sürgüne gönderilmiş. Akdeniz yaşadıklarından pişman değil: “Anayasayı kabul etmediğimiz için bizi ‘irticacı’ olarak suçladılar. Ama yanıldılar. Getirdikleri anayasa olamadı. Bingöl’de yüzde 90’nın üzerinde ret oyu çıktı. Bunun sorumlusu olarak imamlar gösterildi. Cuntaya göre iyi işleri onlar, kötü işleri de imamlar yaptı. Cuntacı anayasaya dün de karşı çıktık bugün de karsıyız, yarın da karsı olacağız. Tek çözüm demokratik anayasadır.”
Bingöl’de ne olmuştu
12 Eylül 1982’de yapılan darbenin ardından cuntacılar tarafından hazırlanan anayasa 8 Kasım 1982’de halkoyuna sunulmuştu. Şeffaf zarflar ve renkli hayır kağıtlarının da katkısıyla ülke genelinde yüzde 82.7 “evet” oyu çıkan anayasaya Bingöl’den yüzde 90 oranında “hayır” oyu çıkmıştı. Bu sonucu hazn darbeciler 80’den fazla kanaat önderi ve din adamını Bingöl’den çeşitli bölgelere sürgün etmişti.
TARAF - 09.11.2009
SAHİBİNDEN ANAYASA FORUMLARININ 7.Sİ 26 NİSAN PAZAR GÜNÜ MALATYA'DA
MEVCUT ANAYASA DARBE RUHU TAŞIYOR
Taraf Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, "Ergenekon'da 13 ve 14. dalgaları bekliyorum. Bu dalgalarda medya ve siyasi ağırlıklı gözaltıların olacağını tahmin ediyorum." dedi. Sivil toplum örgütü 'Genç Siviller' üyesi Pınar Akyasan ise, "Mevcut anayasa darbe ruhu taşıyor." dedi.
Malatya'da Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği ile Genç Siviller, "Sivil ve Özgürlükçü Anayasa" konulu panel düzenlendi. Malatya Valiliği İl Özel İdare salonunda yapılan panelin başkanlığını Avrasya Hukuk ve Demokrasi Derneği Onursal Başkanı Eray Erenler yaptı. Panele konuşmacı olarak Bilgi Üniversitesinden Doç. Dr. Ferhat Kentel, Taraf Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Genç Siviller adına ise Ahmet Turan Han ve Pınar Akyasan katıldı.
Pınar Akyasan, halkın kendisinin yapacağı bir sivil anayasanın darbe sürecini içinden atacağını ifade etti. Akyasan, "Mevcut anayasa darbe ruhu taşıyor. Bizlerin bu anayasadan kurtulmamız lazım daha demokratik daha sivil bir sivil anayasaya ihtiyacımız var." dedi.
Ergenkon soruşturması ile ortaya çıkan belge ve silahlara rağmen hala savunucuları olduğuna dikkat çeken Akyasan, "Gecen sene 'Ordu göreve' pankartları ile meydanlara dökülenlerin çoğu şimdi Ergenekon olayıyla ilişkileri çıkıyor. Süreci sulandıramaya çalışanlar var özellik sanat ve siyaset dünyasında yapılan bu tür açıklamalara anlam veremiyorum." ifadelerini kullandı.
12 Eylül Anayasası'nın hala geçerliğini sürdürdüğünü söyleyen Akyasan, "Bu anayasa referandumda yüzde 91.3 ile kabul edildi. Ama demokratik bir referandum olmayıp silahların gölgesinde yapılan bir referandum özelliğini taşıyor. O kadar ki 50 kişinin hayır oyu verdiği için gözaltına alındığı bir referandumdur. Zaten bu anayasa da şimdiye kadar 27 defa değiştirildi." şeklinde konuştu.
KARMAŞIK BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ
Doç. Dr. Kentel ise, "Karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Bu durumun içinden her şey çıkabilir. Modern kelimesiyle birlikte her şey bize normal gibi gelmeye başladı. Bu bağlamda Kapitalizm de normaldir, işçilerin adına bir tek adamın konuşması da normaldir. İlerici, gerici ayrımları yapmak normaldir. 'Biz' ve 'ötekilerin' olduğu bir dünyada iyiler genellikle 'biz' iyi olan taraftayızdır. Ötekilerin düşünceleri önemli değildir.
Bu böyle olunca da sorunlar karşımıza çıkıyor. Örneğin Latin harflerine geçmek bir anda toplumun hafızasının silinmesi demektir. Yani toplum biranda yabancı bir dil öğrenmek zorunda kaldı. Bu bizim hesaplayamayacağız izler bıraktı. Bir başka örnek verirsek, bir ara camiler yeniden dizayn edilme kararı verildi.
Camilere ayakkabı ile girilecek, camilerde sandalyeye oturularak ibadet edilecek ve ibadet Türkçe yapılacak diye bir anlayış getirilmek istendi. Bu örneklerde de bariz bir şekilde görüldüğü gibi topluma zorla dayatılan her şeye sorunlar baş gösteriyor. Kibirli, homojenlik yaratmaya çalışanlar, homojenlik olmayınca en azından takkeye yapmaya zorlanlar, toplumuzda tutmadı. Buna görüntüde ulaşabilirsiniz ama ruhlarında yani özlerinde istediğiniz amaca ulaşamazsınız." şeklide konuştu.
SIĞ DÜŞÜNCEYİ KIRMAK GEREKİYOR
2001 yılında yaşanan Medine Bircan olayını anımsatan Kütahyalı ise, "Medine Bircan başörtülü bir vatandaşımızdır. Acil Servis'e kaldırılmak zorunda kalmıştır. Fakat, sağlık karnesindeki fotoğraf başörtülü olduğu için o dönemin İstanbul Üniversitesi'nin dekanı hastaneye kabul etmedi. Oradaki doktor, 'Biz, bu konuda kesinlikle taviz vermeyiz. Gidin, fotoğrafı değiştirerek gelin' dedi. Yakını da fotoğrafı değiştirmek için gidip gelinceye kadar Medine Bircan hayatını kaybetti.
Bu bir cinayettir. Bu normal bir ölüm değildir. Onun üzerine televizyonda bir program yapıldı. Programa İstanbul Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi'nin dekanı bağlandı. Dekan 'Bu yapılan doğrudur' dedi. Bir de 'Benim için Atatürk İnkılâpları Hipokrat Yemin'inden daha önemlidir' dedi. Bir doktor için Hipokrat Yemin'i ne olursa olsun insanı hayatta tutmaktır. Bu dünyanın her yerinde de böyledir. Hz. Adem'den bu yana bu böyledir. Bu düşman da olsa doktor için hastayı hayatta tutmak esastır. Bundan dolayı olaya zihniyet bazında bakmak gerekiyor. kişilere bakmamak gerekiyor. Biri gider başkası gelir. Bu iddia edilen Ergenekon olayında gözaltına alınanlar içinde böyledir. Ne olur, biri içeri alınıyor, yerine başkası geliyor. O zaman İstanbul Üniversitesi'nin dekanı içeri girdi; fakat yerine başka biri geldi. Bunları çok iyi irdelemek gerekiyor."
Ergenekon olayına da değinen Kütahyalı, "13 ve 14. dalgaları bekliyorum. Bu dalgalarda medya ve siyasi ağırlıklı gözaltıların olacağını tahmin ediyorum. Türkiye'nin şeffaflığı için önemli bir dava özellikle sivil toplum kuruluşlarından Ergenekon davası için bir izleme komitesi kurulmasını istiyoruz. Davanın daha sağlıklı devam etmesi için Yoksa süreci sulandırmaya çalışanlar var." ifadelerini kullandı.


Sahibinden anayasa forumlarının 6.sı 9 Nisan saat 13:30'da, TBMM karşısı Tunus Cd., N:20 Hotel Midas Kavaklıdere - Ankara'da yapıldı.
Günümüzün en orijinal, en katılımcı ve en demokratik anayasası Güney Afrika’da yazılmıştır. Ayrımcı apartheid rejimi sona erdikten sonra Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Yeni Anayasa'sı 1996’da onaylanıp Şubat 1997’de yürürlüğe girdi. Ayrımcılığın en üst düzeyde olduğu, etnik gruplar arası gerilimlerin sıkça yaşandığı, sosyal eşitsizliklerin ve kutuplaşmaların çok büyük olduğu Güney Afrika gibi bir ülkedeki anayasa sürecinin en büyük başarısı, eğitim seviyesinin düşüklüğü ve kültürel farklar yüzünden birbirinden çok uzak öncelik ve özlemleri olan bir toplumu insan haklarına son derece saygılı, çok demokratik ve bir o kadar da etkili bir metnin etrafında birleştirmesidir.
Güney Afrika’da bu süreci yaşayan Genç Siviller'in misafiri Bakan Geoff Doidge, “sivil bir anayasa nasıl hazırlanır?” bunu bize anlattı.
Sivil anayasa nasıl yapılır?
Sivil Anayasa Forumu - 6
9 Nisan 2009, Perşembe
Hotel Midas Ankara
Tunus Caddesi No: 20 Kavaklıdere
13.30 Açılış konuşması: Burhan Kuzu, Anayasa Komisyonu Başkanı
13.45 1. Oturum: Güney Afrika Deneyimi: Biz nasıl sivil anayasa yaptık?
Güney Afrika Cumhuriyeti, dünyanın en ayrımcı, en anti-demokratik anayasalarından birine sahipti. Şimdi özgürlükçü ve sivil bir anayasası var. Anayasa yapım sürecine bireylerin, STK’ların katılımı açısından son yılların en iyi anayasa yapma tecrübesi Güney Afrika’da yaşandı.
Konuşmacı: Geoff Doidge, Güney Afrika Cumhuriyeti Bayındırlık Bakanı
Moderatör: İhsan Dağı, ODTÜ
14.20 Soru - Cevap
15.00 Çay – Kahve arası
15.15 2. Oturum: Türkiye’de Sivil Anayasa yapma sürecine katılım ve parlamentonun rolü
Moderatör: Sırrı Sakık, TBMM İdare Amiri
Levent Köker, Gazi Üniversitesi
Mustafa Erdoğan, Hacettepe Üniversitesi
Aydın Erdoğan, Avukat – Ankara Barosu
Cahit Özkan, Hukukçular Derneği
16.00 Tartışma
17.00 Kapanış
Hotel Midas Ankara Tel.: +90.312.4240110


12 MART VİCDAN MAHKEMESİ: SİVİL ANAYASA ŞART
12 Mart 1971 darbesi kasvetli bir günde İstanbul’da vicdanlarda yargılandı. 12 Eylül ve 28 Şubat Vicdan Mahkemeleri’ni düzenleyen Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun sanık kürsüsünde bu kez 12 Mart muhtıracıları ve Süleyman Demirel ile darbecilerle işbirliği yapan siyasiler vardı. Mahkeme’nin yargıcı ise 12 Eylül Darbesi hakkında iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Savcı Sacit Kayasu idi. Kayasu, mahkemeyi “tüm darbecilerin gerçek mahkemelerde yargılandığı bir Türkiye’yi yakında göreceğiz” sözleriyle açtı. İddianameyi Avukat Mücteba Kılıç okudu. 12 Mart Darbesi’nin verdiği hasar hakkında Bilirkişi Raporu’nu THKO davasında idamla yargılanan 18 kişiden biri olan Atilla Keskin sundu.
Atilla Keskin,Aydın Engin, Levent Yılmaz, Murat Belge, Ömer Laçiner ve Tuncer Sümer tanık olarak dinlendi.
Şenol Karakaş, Turgay Oğur, Gülsüm Önal, Semiha Kaya ve Zeynep Tanbay’dan oluşan mahkeme jüri heyeti darbecileri ve onlarla işbirliği yapan siyasileri suçlu buldu.
Kararı Zeynep Tanbay okudu. Darbe karşıtları 12 Mart darbecilerine sonsuza kadar itibarsızlık cezası ile Süleyman Demirel’in gerçek bir mahkemede yargılanması kararı verdi. 70 Milyon Koalisyonu üyelerinden oluşan Jüri, bir daha darbe gerçekleşmesinin, darbe ihtimallerinin engellenmesinin yolu, askerlerin siyasal alana müdahale etmesinin ve askerlerin siyasi konuşmalar yapmasının engellenmesi, askerden daha asker siyasilerin, darbe çağrısı yapan siyasilerin siyaset yapmasının engellenmesi, ancak eşitlik, özgürlük ve demokrasiyi son sınırlarına kadar geliştirmeyi amaçlayan bir anayasanın hazırlanmasıyla mümkün olacağını belirtti.
12.03.2009
12 MART VİCDAN MAHKEMESİ: SİVİL ANAYASA ŞART
12 Mart 1971 darbesi kasvetli bir günde İstanbul’da vicdanlarda yargılandı. 12 Eylül ve 28 Şubat Vicdan Mahkemeleri’ni düzenleyen Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun sanık kürsüsünde bu kez 12 Mart muhtıracıları ve Süleyman Demirel ile darbecilerle işbirliği yapan siyasiler vardı. Mahkeme’nin yargıcı ise 12 Eylül Darbesi hakkında iddianame hazırladığı için meslekten ihraç edilen Savcı Sacit Kayasu idi. Kayasu, mahkemeyi “tüm darbecilerin gerçek mahkemelerde yargılandığı bir Türkiye’yi yakında göreceğiz” sözleriyle açtı. İddianameyi Avukat Mücteba Kılıç okudu. 12 Mart Darbesi’nin verdiği hasar hakkında Bilirkişi Raporu’nu THKO davasında idamla yargılanan 18 kişiden biri olan Atilla Keskin sundu.
Atilla Keskin,Aydın Engin, Levent Yılmaz, Murat Belge, Ömer Laçiner ve Tuncer Sümer tanık olarak dinlendi.
Şenol Karakaş, Turgay Oğur, Gülsüm Önal, Semiha Kaya ve Zeynep Tanbay’dan oluşan mahkeme jüri heyeti darbecileri ve onlarla işbirliği yapan siyasileri suçlu buldu.
Kararı Zeynep Tanbay okudu. Darbe karşıtları 12 Mart darbecilerine sonsuza kadar itibarsızlık cezası ile Süleyman Demirel’in gerçek bir mahkemede yargılanması kararı verdi. 70 Milyon Koalisyonu üyelerinden oluşan Jüri, bir daha darbe gerçekleşmesinin, darbe ihtimallerinin engellenmesinin yolu, askerlerin siyasal alana müdahale etmesinin ve askerlerin siyasi konuşmalar yapmasının engellenmesi, askerden daha asker siyasilerin, darbe çağrısı yapan siyasilerin siyaset yapmasının engellenmesi, ancak eşitlik, özgürlük ve demokrasiyi son sınırlarına kadar geliştirmeyi amaçlayan bir anayasanın hazırlanmasıyla mümkün olacağını belirtti.
12.03.2009
Sahibinden Anayasa Forumlarının 5.si 28 Şubat 2009 Cumartesi günü saat 18:00’da Zonguldak - Genel Maden İşçileri Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı. Gazeteci-yazar Emre Aköz ile Genç Siviller’den Av.Mücteba Kılıç, Pınar Akpınar ve Said Albayrak'ın konuşmacı olarak katıldığı forum öncesi yerin 425 metre altındaki maden ocağı gezildi. 

Sahibinden Anayasa Forumlarının 3. sü 19 Aralık 2008 Cuma günü saat 14:00'te Bursa Barış Manço Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Araştırmacı-Yazar Gülay Göktürk, Anayasa Hukuku Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Şentop ve Genç Siviller'den Turgay Oğur foruma konuşmacı olarak katıldı.
Genç Sivillerden Turgay Oğur’un sahibinden anayasa forumunu niçin yaptıklarını anlattığı sunumla forum başladı.
Gülay Göktürk; 27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar, kışlasına çekileceklerinde kendilerini güvence altına almak için 1961 Anayasasını yapmışlardır dedi ve bunu merkeziyetçi bir zihniyet meselesi olarak değerlendirdi. Sivil bir anayasa için; 1-Hiçbir noktada resmi ideoloji dayatılmaması gerektiğini 2-Güçler ayrılığından ne anladığımızı tartışmamız gerektiğini. Kuvvetler ayrılığı (yasama-yürütme-yargı) demokrasi için mi yoksa anti demokrasi için mi vardır? dedi. 3-Merkeziyetçi devlet yapısının adem-i merkeziyetçilik ve yerel yönetimin tartışılması gerektiğinin altını çizdi. 4-Anayasanın toplumu devletten korumak için bir sigorta olması gerektiği üzerinde konsensus oluşturulmasının çok önemli olduğunu belirtti. 5-Değişikliği hangi yöntemle yapmamız gerekliliği üzerinde tartışılması lazım dedi.
Doç Dr. Mustafa Şentop Anayasa maddeleri üzerinde tartışmanın bir fayda vermeyeceğinin, toplumsal sözleşmenin inşa edilmesi için yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi gerekitiğinin üzerinde durdu. Ülkemizde Anayasa Mahkemesi 61 Anayasası ile getirilen vesayet sisteminin koruyucusu olarak düşünülmüş ve bu şekilde bir işlev görmüştür. Türkiye'de anayasa değişikliği tartışmasının geçici 15.maddenin kaldırılması noktasında başlaması gerekir dedi.



Bursa'da düzenlenen etkinlik Uludag Universitesi Sosyoloji Topluluğu, Özel Üç Boyut Dershanesi, bir grup üniversite hazırlık öğrencisinin yardımlarıyla gerçekleşmiştir.
Kasım 1982 günü yapılan referandumla %91 evet ile kabul edilen 12 Eylül Anayasası’nın 26. yıldönümünde Türkiye yine sandık başındaydı. Kesin sonuçlar belli oldu.
Genç Siviller’in “Sahibinden Anayasa” kampanyası kapsamında Muğla’dan, Batman'a Bursa'dan 1982’de en çok hayır oyunun çıktığı Bingöl’e kadar Türkiye’de 42 ayrı merkezde ve yurtdışında Paris, Brüksel, Berlin, Stockholm, Londra gibi şehirlerde şehir meydanlarına, üniversitelere konulan referandum sandıklarıyla 82 Anayasası yeniden oyladı.
Yeşiller Partisi'nin ev sahipliği yaptığı kampanya merkezinden tüm seçim noktalarına canlı telefon ve MSN bağlantıları yapıldı. Tüm sandıklardan kesin sonuçlar alındı.
Sabah saatlerinden itibaren oldukça yoğun katılım olan gayri-resmi referandumunun kesin sonuçlarına göre 82 Anayasası %99,2 HAYIR oyu ile bu kez reddedildi. Sandıklarda ve internet üzerinde kullanılan oyların toplamı 100 bini geçti.

Referandum sandığı İstanbul’da yedi ayrı ilçe merkezinde ve üniversitelerde Ankara’da Konur Sokak’ta ve Diyarbakır’da ise Sanat Sokağı’ndaydı.
Galatasaray Meydanı’ndaki referandum sandığında oy kullananlar arasında tanıdık yüzler vardı. Etyen Mahçupyan, Ömer Laçiner, Ümit Fırat, Mutlu Tönbekici ve sivil anayasa komisyonu üyesi Prof Dr. Serap Yazıcı da Galatasaray Meydanı’nda 82 Anayasası’na Göstere Göstere Hayır dedi. Beyoğlu’ndaki sandıkta hayır diyenlerden biri de 1982’deki referandumda Hayır Kampanyası yaptığı için tutuklanan gazeteci Hasan Çoşar’dı.
Ankara’daki sandıkta ise Baskın Oran, Bekir Berat Özipek, AKP Ankara milletvekili Burhan Kayatürk anayasaya hayır oyu verdi. Referanduma halkın yoğun ilgi gösterdiği Diyarbakır’da sivil toplum örgütleri temsilcileri yeni bir anayasa dileğinde bulundu.
Akşam saatlerinde biten oy verme işleminin ardından illerden gelen sonuçlar MSN ve Skype bağlantılarıyla Kampanya merkezinde izlendi. Genç Siviller referandumu Yeşil Evde düzenlenen Anayasal Parti ile kutluyor.

www.darbedevamediyor.com adresinde sürecek sivil anayasa kampanyasında Genç Siviller’in bundan sonraki etkinliği dünyadaki anayasa tecrübelerinin masaya yatırılacağı Meclis’te bir sempozyum düzenlemek.
Referandum’un yapıldığı merkezler
1. Adapazarı - Kültür Merkezi
2. Adıyaman - Demokrasi Parkı
3. Ağrı
4. Ankara-Konur Sokak
5. Antalya
6. Artvin
7. Batman - İnsan Hakları Anıtı
8. Bingöl-Saat Kulesi
9. Bursa
10. Diyarbakır - Sanat Sokağı
11. Erzurum
12. Eskişehir
13. Gaziantep
14. İzmir - Konak
15. Kayseri
17. Konya - Zafer Meydanı
19. Manisa
20. Mersin
21. Muğla - Serbestlik Parkı
22. Nevşehir
23. Samsun - Sarıkonak
24. Şanlıurfa
25. Trabzon
26. Tunceli
27. Zonguldak
İSTANBUL
28. İstanbul - Bağcılar
29. İstanbul - Bakırköy
30. İstanbul - Beykoz
31. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Dolapdere
32. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Kuştepe
33. İstanbul - Bilgi Üniversitesi-Santral
34. İstanbul - Boğaziçi Üniversitesi
35. İstanbul - Eminönü
36. İstanbul - Eyüp Meydanı
37. İstanbul - Kadıköy
38. İstanbul - Sabancı Üniversitesi
39. İstanbul - Taksim
40. İstanbul - Tüyap Kitap Fuarı
41. İstanbul - Ümraniye
42. İstanbul - Üsküdar
DÜNYA
43. Berlin
44. Brüksel
45. Londra
46. Los Angeles
47. Paris
48. Stockholm
49.Washington D.C.
İNTERNET
50. www.darbedevamediyor.com www.darbedevamediyor.com
BATMAN'DA 2 Kasım 2008 Pazar günü 82 Anayasasına göstere göstere hayır forumu düzenlendi.

Aynı gün Anayasa Tamir Atölyesi yapıldı.


BİNGÖL'de 6 Kasım 2008 Perşembe günü Anayasa Tamir Atölyesi yapıldı.

DİYARBAKIR'da 2 Kasım 2008 Pazar günü anayasal sohbet yapıldı.

İSTANBUL - BEYKOZ'da 1 Kasım 2008 Cumartesi günü Tamir Atölyesi yapıldı.

İSTANBUL - EYÜP'te 30 Ekim 2008 günü Tamir Atölyesi yapıldı.


KONYA'da 31 Ekim Cuma, 1 Kasım Cumartesi ve 2 Kasım Pazar günü olma üzere 3 gün boyunca Anayasa Tamir Atölyesi yapıldı.

SAMSUN'da 1 Kasım Cuma günü Tamir Atölyesi yapıldı.
REFARANDUM - 7 KASIM 2008 CUMA

İSVEÇ'teki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oylarını kullandılar



ADAPAZARI

ADIYAMAN


ANKARA


ANTALYA

BATMAN

BİNGÖL

BURSA

DİYARBAKIR

ERZURUM

ESKİŞEHİR

İZMİR


KAYSERİ

MUĞLA

SAMSUN

URFA

ZONGULDAK
















Sivil Bir Anayasa için şimdi tam zamanı
Demokrasimiz son birkaç yıldır yine olmadık engellerle karşılaştı.
Biz uyurken darbe planları yapan generallerin günlükleri ortaya çıktı. Günlükleri yayımlayan dergi baskına uğradı ve kapanmak zorunda kaldı.
Devletin adamları kendi vatandaşını bombalarken suçüstü yakalandı. Televizyonlarda gözlerimizle gördüğümüz bombacılara Genelkurmay Başkanı sahip çıktı. Bu konuya iddianamesinde değindiği için bir savcının hayatı karartıldı.
Resmi ideolojinin sıkı sıkıya tarif ettiği kutsal adam tanımına uymayan bir cumhurbaşkanı seçtiği için parlamentonun önüne 367 saçmalığı çıkarıldı.
Cumhuriyet mitinglerinde açılan ‘ordu Göreve’ pankartlarına karşılık vermekte gecikmeyen komutanlar 27 Nisan gecesi internetten muhtıra yayımladı.
Atari oyununa dönen demokrasimizin tek hedefi sandığa ulaşmaktı artık. Hatırlayalım; 22 Temmuz seçimleri ‘olacak mı, olmayacak mı?’ endişeleri seçimlere bir kaç hafta kala bile hala tazeliğini koruyordu.
Tüm bu hukuk dışılıklara, üçüncü dünya ülkesi travmalarına kendi çapımızda karşılık vermeye çalışırken cümlelerimizi hep aynı temennilerle sonlandırıyorduk. Seçimler olacak. Darbe heveslileri sandıkta cezalandırılacak ve artık yeni, sivil bir anayasa yapacağız.
22 Temmuz seçimleri beklediğimiz gibi sonuçlandı, seçmenler meşru olmayan yollardan siyasete müdahale edenleri cezalandırdı. Ancak seçimler sonucunda büyük bir halk desteği alarak yeniden iktidara gelen parti sivil anayasa beklentilerimizi boşa çıkardı.
Bu zaafiyetten cesaret alan statüko güçleri bu sefer de iktidar partisine kapatma davası açtı.
Yargıtaylar, Danıştaylar; bu atmosferden cesaret alarak acemice muhtıralar yayımladılar.
Türkiye bir yıl boyunca bu davayla meşgul oldu. Demokrasiden yana, darbelere karşı yüksek bir ses çıkartan bizlerin kararlı duruşu sayesinde Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatmaya cesaret edemedi.
Yoksa, Tayyip Erdoğan fotoğraflı afişlerde iddia edildiği gibi üzerlerine gelen gölgeler kendiliğinden doğan bir güneşle dağılmamıştı.
Şimdi tam zamanı;
Bir daha kimsenin darbe, postmodern darbe, e-darbe, y-darbeyi aklından bile geçirememesi için,
Partilerin devlet memurları tarafından kapatılamaması için,
İnsanların etnik kökenlerinden, inançlarından, yaşam biçimlerinden dolayı itilip kakılamaması için,
Üniversitelerde, okullarda hamaset değil bilim yapılması için,
Uğruna seve seve can verdiğimiz değil hayatımızı daha iyi hale getirmek için uğraşan bir devlet için,
Bir askeri darbe sonucunda değil, halkın iradesiyle başlayan ve geniş katılımlı hazırlık sürecinin sonunda, insan hakları ve özgürlükler konusunda ulaşılmış en yeni, en taze içeriğe sahip, her bir vatandaşın kendisini asli unsur olarak görebileceği kadar kapsayıcı bir anayasa yapmanın tam zamanı.
Kimseyi beklemeden KENDİMİZ, daha sonra değil ŞİMDİ.
Biz başlıyoruz.
Genç ve Sivil bir Anayasa için var mısınız? - 21.10.2008
Darbecileri Yargılandı.
Genç Siviller'in de içinde olduğu Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Platformu, 12 Eylül'ün yıldönümünde darbeciler vicdan mahkemesinde yargıladı. İşte mahkemenin kararı Neslihan Türkan, Harun Tekin, Rojin Ülker, Yıldıray Oğur, Semiha Kaya, Memed Ali Alabora, Gökşen Şahin ve Jaklin Çelik'in oluşturduğu mahkeme heyeti tarafından verilen tarihi karar şöyle:
"Tanıkları dinledik. Bilirkişi raporunu inceledik. Savcılık iddianamesini okuduk. Sanıklar Kenan Evren, Sedat Celasun, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya ve Nejat Tümer; mahkeme tarafından kendilerine gönderilen mahkeme celbine uymaytarak mahkeme heyetinin huzuruna gelmediler. Mahkeme heyeti gıyaplarında aşağıdaki kararı verdi.
Kararı dinlemek üzere herkesi ayağa kalkmaya davet ediyoruz. (Topluca ayağa kalkıldı)
Sanıklar Kenan Evren, Sedat Celasun, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya ve Nejat Tümer; 12 Eylül 1980 günü saat:03.59'da askeri müdahale yaparak Anayasayı ihlal etme suçunu işlemişlerdir. Dinlediğiniz tanıkların anlattıkları ve sunulan kabıtlarla sanık generallerin insanlığa karşı suç işledikleri açıktır. Ancak suçlular gelecek kuşaklara karşı da suç işlemişlerdir. Mahkeme heyeti, 12 Eylül 1980 darbesi sırasında veya sonrasında çocukluk veya ilk gençlik yıllarını geçirmiş bir kuşağın mensuplarıdır. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda 12 Eylül 1980 darbesi ve beş sanığın işlediği suçlar yüsünden;
28 yıldır kendi dilimizi konuşamadık,
28 yıldır özgür Üniversitelerde eğitim göremedik,
28 yıldır fikirlerimizi özgürce ifade edemedik,
28 yıldır bu ülkede demokrasi yüzü göremedik,
28 yıldır ergenekon benzeri yapılanmalar yüzünden acılar çekmeye devam ediyoruz,
28 yıldır vidanlarımız sızlıyıor...
28 yıl sonra bugün, vicdanlarımız önüne gelen bu darbeciler hakkında onlar kadar vicdansız kararlar veremiyoruz. Bugün onlara verilebilecek en büyük cezanın, demokratik bir Türkiye için çalışmak ve darbeciler tarafından yapılmış Anayasa'yı çöpe atıp yeni ve demokratik bir Anayasa yapmak olduğuna mahkeme heyeti karar vermiştir.
Mahkeme heyeti; Türkiye toplumu adına 1980 darbesini yapanların tarih önünde; dünya ve Türkiye kamuoyu nezdinde sonsuza kadar itibarsızlaştırılmalarına karar vermiştir... 12.09.2008






